橋本環奈
Asano Kyoko
飯豊まりえ
Manda Chinatsu
Taisei Kido
Kuramoto Teppei
番家天嵩
Manda Hiroshi
堀内敬子
Asano Yoko
野間口徹
Asano Jiro
宇梶剛士
Iwayama Genji
安井順平
Yamamoto Tomekichi
大原優乃
Teshigawara Yayoi
矢島健一
Director Kirishima
飯田基祐
Teshigawara Mitsuru
高畑淳子
Okawa Hisako
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Britpop akımı, İngiltere’de 90’ların başında patlak vermişti. Sürekli yeni grupların piyasaya çıktığı bu dönemde parlayan rock’n roll yıldızları, tabii ki İngiltere’nin sağlam alternatif müzik geçmişini referans olarak alıyordu. 24 Saat Parti İnsanları da bu sağlam geçmişin en parlak dönemini, 80’ler Manchester’ında doğan Sex Pistols, The Jam, Joy Division ve Happy Mondays gibi efsane grupların öyküsünü anlatıyor. Fakat bu bir rock belgeseli değil. Olaylar, 80’lerde Manchester’da bir plak şirketi ve bir de gece kulübü kurmuş olan, televizyon muhabiri Tony Wilson’ın gözünden aktarılıyor. Floransa’nın Rönesans’ta yaşadıklarını, Manchester’ın 80’lerde yaşadığını söyleyen Tony Wilson, seks, uyuşturucu, rock’n roll üçgenine yataklık yapmış Manchester gecelerini yaratan kişilerden biri olarak anlatıyor öyküsünü. 24 Saat Parti İnsanları, konserlerden arşiv görüntüleri, insanı coşturan müzikleri, stilize kostüm ve set tasarımı ile seyirciyi 80’lerin Manchester’ına götürüyor.
Augusten Burroughs, alkolik bir baba ile psikolojik sorunları olan bir annenin kavgaları arasında büyümüş bir gençtir. 14 yaşına geldiğinde annesi babasından boşandıktan sonra, Augusten için annesi bir rol modeli haline gelir. Annesi ise kendini başarılı bir şair zanneden kimlik bunalımı içinde bir kadındır. Oğlunun sorumluluğunu daha fazla kaldıramayacağını düşünen Deirdre, psikatristi Dr. Finch'in isteği üzerine oğlunu Finch'in evine yerleştirir. Deliler arasında büyüdüğünü düşünen Augusten'in fikri Finch'in ailesini görünce değişir. Bu çatlak ailenin bir parçası olmakta da pek gecikmeyecektir * Akıl hastanesini andıran bir ev, deliler koğuşundan fırlamış tiplemeler... Hayatlarındaki tek kural abuk sabuk bir Hope oyununun anlamsız yasaları, anne figürü adeta silinerek yok edilmiş; baba, karizmasıyla yaşayan bir piskopat... Tanrıyla, bilimle, seksle,sanatla, kısaca bulabildikleri her şeyle kafayı bozmaya çalışan,delirmekten başka çareleri kalmamış karakterlerle dolu bir film.
New York metrosundaki bir treni silah zoruyla ele geçiren dört soyguncu (Bay Mavi, Bay Gri, Bay Yeşil ve Bay Kahverengi), 1 milyon dolar fidye talep eder. Metro yetkilisi Teğmen Garber (Walter Matthau) ile soyguncular arasında gerilimli pazarlıklar yaşanırken, şehrin tüm birimleri harekete geçer. Soyguncuların lideri Bay Mavi'nin (Robert Shaw) askeri geçmişi ve acımasız planı, gerilimi tırmandırır.
Gru, henüz daha 12 yaşında bir çocukken, yani kötülüklerin ustası olmamışken, yaşadığı bodrumdan bütün dünyaya hakim olma hayallerini kurar. Yüreklere korku salan haydutların oluşturduğu Hırçın Altılılar çetesi lidelerini ekipten atınca, Gru onlara katılmaya çalışır. Ancak kısa sürede kötülüklerin can düşmanı haline gelir. Gru kaçış yolunda başının çaresine bakmak için uğraşırken, Minyonlar da onu kurtarmak için bir yeni kavga sporu öğrenmek için kolları sıvar. Ve Gru da en kötülerin bile dostlarının yardımına muhtaç olduklarını görür.
Elisabeth, şiddet uygulayan alkolik kocası Rolf'ü terk eder ve kardeşi Göran'ın yanına gider. Yıl 1975'tir ve Göran, "Birlikte" adında bir komünde yaşamaktadır. Bu sol görüşlü komünde yaşayan Elisabeth, dünyaya farklı pencerelerden bakılabileceğini öğrenir.