Mackenzie Crook
Ferris
Johnny Vegas
Dave
Dominic Coleman
Tolly
Mark Gatiss
Jeremy
Lucy Davis
Ruth
Julia Davis
Shelley
Kate Robbins
Joan
Helen Latham
Chip Shop Girl
Nick Holder
Gordon
Caroline Harvey
Chip Shop Woman
Nicholas Tennant
Phil
Angela Simpson
Vicky
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.
Politik açıdan solcu görüşü benimsediğini çekincesizce ortaya koyan; yaşam ve ölümlülük üzerine düşüncelerden sanatın toplumdaki rolüne saparken toplum dışına itilmişlere ve marjinallere saygılarını sunan belgesel, çok farklı konulara değiniyor. Bununla birlikte Varda, filmin kendisinden uzaklaşmasına izin vermiyor; izleyici, sanki bir yolcu koltuğunda oturmuş, usta bir kaptanla aydınlatıcı bir yolculuğa çıktığı hissine kapılıyor. Filmdeki en muhteşem anlardan birinde, yönetmen Varda, ağaçtan olgun incirleri toplayıp oracıkta yerken, varlıklı ve bencil insanların açgözlülüğüyle ilgili bir tirada başlıyor. Beylik Marksist teoriyi ezbere okumak yerine sadece bir gözlemini dile getiriyor: ‘iyi olmak istemiyorlar.’ Merkezinde, semt pazarları kapandıktan sonra yiyecek bulmak için artıkları toplayan veya çöplükleri karıştıran modern zamanların rençperlerinin bulunduğu bu acımasız gerçek, belgesel boyunca yankılanıyor.
Umutların patates tarlalarına gömüldüğü ücra bir bölgede, maddi dünyayla olan tek bağlantı minibüslü bir adamdır. Gürcistan'da gezgin bir satıcı, para biriminin patates olduğu ve yoksulluğun hevesleri kursakta bıraktığı kırsal bir bölgedeki yaşama göz atmamızı sağlıyor.