Ian Hanlin
Jesus (voice)
Benjamin Jacobson
John (voice)
Vincent Tong
Andrew (voice)
Michael Benyaer
Nicodemus (voice)
David A. Kaye
Judas Iscariot (voice)
Peter New
Pharisee (voice)
Richard Newman
Fish Monger (voice)
Sam Darkoh
Peter (voice)
Colin Murdock
Lucius (voice)
Jesse Inocalla
The Baptizer (voice)
Erin Mathews
Salome (voice)
Dave Pettitt
Zebedee (voice)
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Eski bir CIA ajanı, Mexico City'de yaşayan 10 yaşındaki bir kızı koruma işini gönülsüzce kabul eder. Kız kaçırıldığında ise onu kurtarmak için her şeyi yapacaktır.
Nasıralı İsa, havarileriyle birlikte yediği son akşam yemeğinde kendisine ihanet edileceğini açıklamıştır. Tıpkı onun söylediği gibi Judas, İsa'yı Romalılar'a ihbar eder. Roma valisinin tereddütlerine karşın, Yahudiler'in dini liderlerinin kışkırtmasıyla İsa'ya tahammül edilemez işkenceler yapılır.
Görkem ve şaşaa bakımdan çok az film, Cecil B. De Mille'nin 1956 yapımı destansı "On Emir"iyle karşılaştırılabilir. En büyük film setlerinden biri kurularak Mısır ve Sina Yarımadası'nda çekilen filmde, Firavun'un (Yul Brynner) evinde ayrıcalığı olmasına rağmen insanları özgürlüğe kavuşturmak için bundan vazgeçen Musa'nın (Charlton Heston) hayatı anlatılıyor. Hem de Cecil De Mille'in bizzat kendisinin az rastlanır takdimiyle... Mısır Prensi, Musa, bir Musevi olarak gerçek mirasını ve halkının kurtarıcısı olarak büyük misyonunu öğrenir. Tüm yeni doğan erkek Musevileri ele geçiren Mısır Firavunu 1. Ramses'ten kaçmak için bebek Musa Nil üzerinde kamış sepetle yolculuğuna başlar. Firavunu kızı Bithiah tarafından kurtarılır, evlat edinilir ve erkek kardeşi Firavun Seti'nin sarayında büyütülür. Musa Seti'nin beğenisini ve veliaht prenses Nefertiri'nin sevgisini kazanırken Seti'nin oğlu Rameses'in de nefretini üstüne çeker...
1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...
Cinayet masası dedektifi John Hobbes, seri katil olan Edgar Reese'in idamına tanık olur. İdamdan kısa bir süre sonra tekrar cinayetler işlenmeye başlar ve Reese'in tarzına çok benzerler.