Sofie Stougaard
Sonja
Henrik Lykkegaard
Lars Erik
Michelle Bjørn-Andersen
Karen
Isidor Torkar
Francisco
Thomas Bo Larsen
Ib
Helle Dolleris
Bibi
Søren Hauch-Fausbøll
Flemse
Christoffer Barnekow
Svensk nøgenbader
Willy Lund Hansen
Benny
Benjamin Hansen
Kenneth
Jesper Asholt
Finn Ole
Martin Buch
Flade
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Filmde, Gırgır Ali ve kaçırdığı bir şarkıcının arasında gelişen ilişki konu edilir. Gırgır Ali, hayatı boyunca pek çok küçük suça bulaşmış biridir. Hapishaneden çıktığından beri ise suç işlemeden yaşamaya çalışır. Bir gün eski arkadaşı Palandöken, Ali’den ünlü şarkıcı Yasemin’i kaçırmasını ister. Başta bu işe sıcak bakmayan Ali, Yasemin’i başkalarının kaçırmasını önlemek için kendisi kaçırmaya karar verir. İkili bir süreliğine ıssız bir yalıda beraber kalırlar. Yasemin, başlarda Ali’den nefret etse de zamanla onun yaşam tarzından etkilenecektir.
Toskana’da tatile çıkan biri Hollandalı, diğeri Danimarkalı olan iki aile, tanışır ve hızla arkadaş olur. Aradan geçen ayların ardından, özgür ruhlu Hollandalı aile, daha muhafazakar olan Danimarkalıları kırsal kesimdeki evlerine hafta sonu tatili için davet eder. Başlarda her şey yolunda olsa da, yeniden bir araya gelmenin sevinci yerini yanlış anlamalara bıraktığında, işler kontrolden çıkmaya başlar.
Film, içine doğduğu yoksulluktan sıyrılmayı başaramayan genç bir kızın öyküsünü anlatır. İzleyiciyi kıza iç gözlemsel bir yolla bakmaya zorlar, kızın yoksulluğu, öyküdeki diğer ayrıntılarla silinemeyecek kadar gerçektir. Hollywood'un gişe geliri elde etmek amacıyla üzerini örttüğü yaşam gerçekleri açısından çok zengin bir film. Sol eğilimli, toplumsal sorunlara düşkün, deneyimli belgesel yönetmenleri olan Dardenne kardeşler, cesur, duygusal olmayan usta işi mükemmel bir film ortaya çıkarmışlar * Dardenne kardeşlerin Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ödülünü kazandıkları film, gerçeğin tam ortasındaki yoksulluğu anlatımı güçlü kılan öğelerle birleştirip tüm dünya halklarına sunmuş. Etkisi hemen hissedilmiş ve karşılığını bulmuş. İlkin Belçika'da başlayan ve sonrasında AB'ye yayılan bu süreçte genç nüfuslardaki işsizliğe yönelik çözümler vs. "Rosetta Planı" adı altında planlı programlı hale gelmiştir.
Film, kıyamette sağ kalmayı başaran bir kadın ve adamın ilginç hikayesini konu alıyor. Del yalnızlığı seven ve keşiş gibi bir hayat yaşayan biri haline gelmiştir. Fakat kıyametin kopuşunda, Del, kalabalıkların içerisindeki o yalnız adam değildir. Çünkü dünyada ondan kimse kalmamıştır. 16 nüfusluk küçük kasabasında aniden tek başına kalması Del için bulunmaz bir şanstır. Bu durumdan keyif alan adamın mutlu hali, sağ kalan ikinci bir kişinin daha ortaya çıkıvermesi ile bir anda bozulur. Grace adındaki genç kadın da tıpkı Del gibi kıyamette sağ kalmıştır. Hiçliğin ortasında Del ile karşılaşan Grace onunla birlikte kalmak niyetindedir. Fakat tanımadığı bu kadının huzurlu yalnızlığını bozmasını kabus gibi gören Del, bu durum karşısında ne yapacağı belirsizdir.