Joan Blondell
'Flips' Montague
Stuart Erwin
Merton Gill
Zasu Pitts
Mrs. Scudder
Ben Turpin
Ben
Charles Sellon
Mr. Gashwiler
Florence Roberts
Mrs. Gashwiler
Helen Jerome Eddy
Tessie Kearns
Arthur Hoyt
Hardy Powell
George Templeton
Buck Benson
Ruth Donnelly
The Countess
Sam Hardy
Jeff Baird
Oscar Apfel
Henshaw
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
65 yaşında bir erkek genellikle ne yapar? Evde oturup tatilinizin tadını çıkarıyor musunuz? Ama eğer Harry iseniz, o zaman evde oturup votka içersiniz, dünyanın neden delirdiğini düşünürsünüz; sadece Einstein'ın çalabileceği bir kapı zili yapın; ve hiçbir şey için endişelenme. Hayır, o deli değil. O tutkulu. Biraz tahmin edilemez. Biraz gösterişli. Küçük bir parça. Kesinlikle muhteşem. Harry, ortağı Vandana ile birlikte yaşıyor ve birlikte başka bir toplum düşünmüyorlar. Harry oyunculuk için yaşıyor, tiyatroyu, özellikle Shakespeare'i seviyor ve sinemadan nefret ediyor. Bunun sanattan bir sapma olduğuna inanıyor. Harry ve Vandana, Kalküta'nın kuytu köşelerindeki görünmez hayatlarında mutludurlar. Ama bir gün Siddharth gelir. Genç, sert ve inatçı yönetmen. Ne kadar güçlü olduğunu, Harry zaten ilk toplantıda anlıyor. Henüz kimse kapı zilini çalamadı. Aynı zekaya sahip bir insanla tanıştığı için mutludur. Harry, Sidharth'ın onu filmine çekmek istediğinden habersizdir... ÜLKE:Hindistan
Tropic Thunder filmi, aksiyon filmlerinde oynayan aktörlere eğitim veren Dale Dyle adlı eğitim kampında kalan ve sonrasında yeniden topluma dönen oyuncuların karşılaştıkları gerçek hayattaki bocalamaları anlatıyor. Savaş filminde oynamaya başlayan oyuncularımız, filmde gerçek savaş koşulları altında olunca eğitim kampında öğrendiklerine başvurmak zorunda kalıyor ve ortaya film içinde bir film komedisi çıkıyor.
Sinemaya asla uyarlanamayacağı düşünülen Laurence Sterne’ün The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentlemen isimli kitabının hiciv tadındaki bir uyarlama denemesi, Tristram Shandy: A Cock and Bull Story. Yapılamayacakları yapma ustası Michael Winterbottom, bu karmakarışık, düzensiz, başı sonu belli olmayan edebiyat çalışmasını, Tristram Shandy’nin filmini çekmeye çalışan bir film ekibi üzerinden sinemaya uyarlayarak kurgulamaya çalışmış.
Sessiz film döneminde three amigos adı ile çevirdikleri filmler bir dönem iş yapmış üç aktör işsiz kalmışlardır. Bu arada Meksika'nın bir köyünde El Guapo isimli haydut ortalığı haraca bağlamış ve terör estirmektedir. El Guopa'dan bıkan köy halkı tüm paralarını birleştirerek onu yok etmek için kiralık silahşör tutmaya karar verirler. Sinema'da gördükleri üç silahşörü gerçek sanan köy halkı mektup yazarak iş tekliflerini iletirler. Gelen teklifi bir film sanan üç silahşör köye gider. Ancak bir süre sonra onlar olayın ciddiyetini, köy halkı da onların beceriksizliğini anlar. Yine de pes etmeyen üç silahşör El Guopa'yı alt etmek için planlarını yaparlar.
Hiçbir işte dikiş tutturamayan zevzek ikili Jim Carrey ve Jeff Daniels, para dolu bir çantayı güzel sahibine ulaştırmak için macera dolu bir yolculuğa çıkarlar.Bu arada polisleri, haydutları ve yollarına çıkma gafletinde bulunan diğer şanssızları şaşkına çevirirler.Silinmiş ve alternatif sahneleri, detaylı yapım süreci yorumları ve fazladan dakikaları ile bu film tüm zamanların en budalaca muzipliklerini sunuyor.
İkinci derecede önemli bir yapımcı olan Ben (Robert de Niro) müthiş ikna kabiliyeti ve pazarlık gücü ile herkesin sevdiği, katalizör işlevli bir yapımcıdır. İkinci evliliği de fiyasko ile neticelenmek üzeredir. Üstelik aklından silemediği karısı Kelly’nin (Robin Wriglat Penn) antipatik senaryo yazarı Scott (Stanley Tucci) ile gizli bir aşk yaşadığını öğrenmiştir. Sean Penn’in kendini oynadığı filmde, Ben egzantrik bir yönetmene tamamladığı filmin sonunu değiştirmesi gerektiğini anlatmaya çalışmaktadır. Zira amiri (Catherine Keener) filmin gişe başarısını sağlama almak için bunu emretmeştir. Diğer taraftan, yeni bir filmin kontratlı aktörü (yine kendini oynayan Bruce Willis) çekim günü sete müthiş çirkin bir sakalla gelmiştir.
Aşk hayatlarını bir türlü yola koyamamış ve erkeklerle başları dertte olan iki kadın, Amanda ve Iris... Biri Los Angelas'ta, diğeri de İngiltere'de yaşayan bu iki genç kadın, hayatlarının gidişatından çok sıkılmışlardır. Kendileri için bir değişiklik yapmanın planlarını kurarken internette ev değişimi üzerine bir site vasıtasıyla belli bir süre için evlerini takas etmeye karar verirler. Tüm istedikleri, hayatlarında biraz farklılık yaratmak ve belki de yeni insanlarla tanışabilme imkanı sağlamaktır.Kadınlar Ne İster? ve Aşkta Herşey Mümkün gibi romantik komedi türündeki filmlerin başarılı yönetmeni Nancy Meyers, yine kadınları merkezine aldığı, eğlenceli bir film ile beyazperdede!
Gilbert, obez annesi ve otistik kardeşi arasında sıkışmış; kendine ait hiçbir şeyi olmayan sıkıcı bir yaşam sürmektedir. Yaşamının sıkıcılığı çoğu zaman gözüne batmaz çünkü yaşadığı kasabada hayat, bütün olağandışılıklardan uzak bir tekdüzelikte gitmektedir. Hayatındaki tek aksiyon, otistik kardeşi Arnie'nin ortalığı karıştırmasıdır. Bir gün Gilbert, anneannesi ile birlikte kasabadan geçen Becky ile tanışır ve hayatındaki bütün dengeler bir anda altüst olur. Gilbert, âşık olur fakat aşkını doyasıya yaşamasına mani olan sorumlulukları, mutluluğa ulaşmak için önünde bir engel olarak durmaktadır.
Londra'nın sıkıcı havasından bıkan Mr. Bean, valizlerini ve kamerasını yüklediği gibi plajlarda güneşlenmek için Güney Fransa'nın (Cannes'ın) yolunu tutar. Ancak yolculuğu zannettiği kadar sakin geçmez. Mr. Bean'ın tatil yapacağı mekana Romanyalı bir film yönetmeninin küçük oğlu ve gelecek vaad eden güzel bir yıldız adayı da gelince Mr. Bean yanlış anlaşılır. Kimileri onun çocuk kaçırdığını; kimileri de ünlü bir yönetmen olduğunu zanneder. Yarattığı kargaşa ortamıyla Fransız sahillerinin huzurlu ve sakin ortamının altını üstüne getirdikten sonra durumu açıklamak yine Mr. Bean'e düşer. Jandarma tarafından gözaltına alınacak mıdır, yoksa bu olaylar zinciri Mr. Bean'in Cannes Film Festivali büyük ödülü Altın Palmiye'yi kazanmasıyla mı sonuçlanacaktır?