Kristine Hermosa
Garie Cruz
Jericho Rosales
Rocky Rodriguez
Onemig Bondoc
Derrick Cervantes
Jaime Fabregas
Federico Rodriguez
Pinky Marquez
Leony Rodriguez
Juan Carlos Muñoz
Kent Rodriguez
Toby Alejar
Efren Cruz
Sandy Andolong
Naida Cruz
Jenny Miller
Mina Cruz
Mark Acueza
Gilbert Cruz
Chinggoy Alonzo
Teddy Cervantes
Dianne dela Fuente
Menchie
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
İki küçük çocuk ve geminin kaptanı, bir gemi kazasından sağ çıkan tek kişilerdir ve sağ salim, tropik bir adaya çıkmayı başarırlar. Bir süre sonra kaptan ölür ve çocuklar bir başlarına kalırlar. Günler günleri kovalar ve yıllar geçer. Emmeline ve Richard doğanın güzelliği ve egzotik ortamı içerisinde kendileri için yaptıkları evde büyürler. Yetişkinlikle beraber gelen fiziksel ve duygusal değişimlerle baş etmeyi kendi kendilerine öğrenirler. Olgunlaşmaya başladıklarında birbirlerine duydukları çocukça sevgi, yerini duygusal ve derin bir aşka bırakır. Bir de çocukları olur. Acaba yeniden medeniyeti görebilecekler midir?
İrlandalı grup The Frames’den Glen Hansard’ın başrole soyunduğu film, bir sokak müzisyeni ile bir Çek göçmenin yegane aşk hikayelerini anlatan şarkılarını yazarak, prova ederek ve kaydederek geçirdikleri olaylı bir haftayı anlatıyor.Babasının elektrikli süpürge tamir dükkanında yarım zamanlı çalışan adamımızın asıl hayali kendi şarkılarını çalıp bir albüm çıkartmak. Yakın zamanda Londra’ya taşınan kız arkadaşı tarafından terk edilmiş ve duygusal olarak çökmüş bir adam.
Ne yaparsanız yapın, arkanıza bakmayın! Önceden hiçbir uyarı gelmeden, gündüz geceye dönüşüyor. Hava yanmaya başlıyor ve katı yeryüzü sıcaktan bembeyaz, erimiş korkunun ortaya çıkmasına izin veriyor. Pierce Brosnan, devlet için çalışan bir jeoloji uzmanını; Linda Hamilton ise Dante Dağı'nın eteklerine kurulan ve örnek bir kasaba olarak çeşitli ödüller alan küçük bir kasabanın belediye başkanı rolünde. Ama bu sessiz ve şirin kasaba uzun süre böyle kalmayacak!
Genç ve başarılı tasarımcı Drew meslek hayatında yükselmek üzere olduğu bir dönemde yaptığı bir hata yüzünden işini kaybeder. İşsiz kalmasının şokunu henüz atlatamamışken ikinci bir haberle sarsılır. Telefonun diğer ucundaki annesi babasının hayatını kaybettiğini söyler. Drew, hayattayken hiç anlaşamadığı ve her zaman mesafeli bir ilişkide olduğu babasının bu ani ölümü üzerine apar topar Elizabethtown’a gider. Babasına karşı olan son görevini yerine getirecektir. Ama geçmişte yaşadıkları ve ailesi ile olan kopuk ilişkisi genç adamın kafasını allak bullak eder. Belki de bu ani ölüm kendisiyle ve babasıyla olan hesaplaşmasında ona ışık tutacaktır.Yolculuğu sırasında tanıştığı güzel ve iyimser hostes Claire, Drew'un hayata bakışını değiştirir.
Donanmaya henüz katılmış olan bir ABD denizaltısı 2. Dünya Savaşı'nın hemen başlarında Filipinler'de daha limandayken batırılır. Geminin hevesli ve gayretli komutanı (Cary Grant) üstlerinin itirazına rağmen kendi imkanları ile denizaltıyı onarıp savaşa sokabileceğinde ısrar eder. Denizaltıyı onarılacağı emniyetli bölgeye götürürlerken mahsur kalmış bir grup ordu hemşiresi subayı da denizaltıya almak zorunda kalırlar.İlk bakışta sıradan yüzeysel bir durum komedisi gibi gözükse de filmin çevrildikten yarım asır sonra bile hala popüler olarak kalabilmesindeki sırrı, özellikle filmin ikinci yarısında kadınların denizaltıya gelmeleri ile devreye giren kadın erkek ilişileri üzerine kurnazca kurulmuş incelikli mizah ve hicivdir.(Filmin özgün isminde geçen petticoat kelimesi İngilizce'de 'kadınların iç etekliği, kombinezon' anlamına gelmektedir)