Kevin Russell
Self
Jimmy Smith
Claude Bernard
Max Johnston
Keith Langford
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.
Poppy ve Branch, kendilerinin altı ayrı troll kabilesinden birinin üyesi olduklarını öğrenirler. Her bir kabile funk, country, tekno, klasik müzik, pop ve rock gibi müzik türlerini temsil ediyordur. Hard rock grubun üye olan Queen Barb babası King Trash'in yardımıyla diğer tüm müzik türlerini yok etmek istiyordur. Böylece tüm dünyaya rock müzik hakim olacaktır. Poppy ve Branch, Queen Barb'a karşı zorlu bir savaşa girişirler.
Joan Tewkesbury’nin senaryosu, geri planda, asıl konuyla bağlantı kurmak derdinde olmadan politik bir hikâye atıveriyor ortaya, böylece Vietnam Savaşı’nda atılan yanlış adımların ve yozlaşmış Nixon hükümetinin gölgesindeki Amerika’nın kendisini yeniden keşfettiği süreçteki tekinsiz atmosferi solumamızı sağlıyor. Film, politik mevzunun gelişimi içinde, “Country Müziği ve Western” manzarasına en iyi bakışı sunuyor ve 1970’lerin, Amerika metaforunu bitirip tüketen son filmi olduğunu kanıtlıyor. Yayılıp giden, dağınık, benzersiz bir tarzda çekilen, öyküselliği olmayan film, müzisyenler, menejerler, politikacılar, reklamcılar ve müzikseverlerden oluşan 24 karakterin, Nashville’deki koşuşturmacalı beş gün boyunca yapıp ettiklerini enfes bir tarzda gözlüyor.
Dusty tüm duman ve ışık efektlerinden bıkmıştır. Ünlü ve mutlu olmasını sağlayan şeyin ne olduğunu merak eder. Eksik görünen şeyi bulmak için yürüyüşe çıkar. Kendini ve müziğini yeniden bulur.
Jake Blues, hapisten çıktıktan sonra kardeşi Elwood'la birlikte rahibeler tarafından bakıldıkları eski evlerine giderler. Kilisenin desteğini çekmek üzere olduğunu ve bu yeri eğitim için satacaklarını öğrenen kardeşler, tek kurtuluşun 11 gün içinde 5000 $'lık bir ödeme yapmak olduğunu öğrenirler. Blues kardeşler, evi kurtarmak için yardımcı olmak isterler ve bir caz albümü sayesinde gerekli parayı kazanmaya çalışırlar. Görevleri "Tanrı Hizmeti" olsa da karşılarına beklemedikleri engeller çıkar, nereye gitseler düşman edinmeye başlarlar...
Bad Blake birden fazla evlilik yapmış, alkol bağımlısı, kötü şöhretli eski bir country müzik yıldızıdır. Ailesi olmayan bu adam şimdilerde küçük kasaba barlarında tek gecelik sahne almaktadır ve 28 yaşındaki oğlunu en son o dört yaşındayken görmüştür. Hayatı yıllardır yollarda geçen ve yaşamı günden güne kötüye giden Bad, gazetecilik yapan Jean Craddock'ı tanıdıktan sonra değişmeye başlar. Jean müzisyenin içindeki gerçek insanı görmeye başlamış ve aralarında beklenmedik bir ilişki doğmuştur.