James Duval
Dark
Rachel True
Mel
Nathan Bexton
Montgomery
Chiara Mastroianni
Kriss
Debi Mazar
Kozy
Kathleen Robertson
Lucifer
Joshua Gibran Mayweather
Zero
Jordan Ladd
Alyssa
Christina Applegate
Dingbat
Sarah Lassez
Egg
Guillermo Díaz
Cowboy
Jeremy Jordan
Bart
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
II. Dünya Savaşı ertesi, Almanya. Michael Berg adlı genç, kendisinin yaşça iki katı büyük olan Hanna Schmitz'e aşık olmuştur. Gizli bir ilişki yaşayan ikilinin aşkı Hanna'nın bir gün ortadan kaybolmasıyla biter. Aradan 8 yıl geçmiştir ve hukuk okuyan Michael savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yapıyordur. Bir gün sanık sandalyesinde Hanna'yı görür. Mahkemede Hanna'nın geçmişi ortaya dökülürken, Michael ikisinin de hayatını değiştirecek bir sırrı ortaya çıkarır.
Harry ve genç kız arkadaşı Kay birbirlerine sırılsıklam aşıktırlar. Ne var ki Harry, Pat’le evlidir ve karısının boşanma kararından büyük üzüntü duyacağını düşünmektedir. Pat’in böyle bir acı duymasına da gönlü razı olmadığı için onu öldürmeye karar verir. Bu arada Harry’nin en yakın arkadaşı Richard da Kay’den hoşlanmaktadır.
Chiko, en tepeye oynuyor. O ve en iyi arkadaşı Tibet için; para, güç ve itibardan daha önemli bir şey yok. Hamburg’un kenar mahallelerinde yaşayan bu iki öfkeli Türk gencin hayatı; onların hayallerini süsleyen her şeyi kontrolü altında tutan uyuşturucu satıcısı Brownie, ile tanışmaları ile değişir.Chiko, Brownie’nin güvenini kazanmak için ne gerekiyorsa yapar ve çok geçmeden onun sap kolu olur. Ancak Tibet Brownie ile takışınca, Chiko kendini tehlikeli bir dengeyi korumaya çalışırken bulur. Hayatını tehlikeye atarak kazandığı her şey, şimdi bir ipliğin ucuna bağlıdır. İtibarı, konumu ve Tibet ile olan arkadaşlığı...
MS 40,000. yüzyıldayız. Sıfır yerçekiminde salınarak vücudunu sergilemeyi ve serbest aşkı seven saf dilber Barbarella, Dünya gezegeninin uzaydaki temsilcisi olarak zor bir görev üstlenir :yeni bir icadıyla evrendeki barışı tehdit eden Duran Duran isimli çılgın dahiyi bulmak. Barbarella, Tau Ceti sistemine uzanan arayışı boyunca biribirinden ilginç ve ‘muzır’ uzaylı ırklarla, tehlikelerle karşılaşır. Hatta yakışıklı ve kör bir meleğin kanatlarında aşk yapma şansı da yakalar.
Jean-Luc Godard'dan marksist bir polisiye! Godard'ın karanlıkta, elindeki filmlerin duyarlılığına hiç aldırmadan, korkusuzca ve tam bir avantgarde gibi kotardığı "Alphaville", Alfa Şehrine gelen bir dedektifin öyküsü aracılığı ile, modern dünyayı, kapitalizmi, geleceği ve toplumsal-ekonomik ilişkileri sorguluyor. * Amerikalı özel dedektif Lemmy Caution, başka bir gezegendeki baskıyla yönetilen bir ülkenin başkenti Alphaville'e gelir. Amacı ülkenin başkanına suikast düzenlemektir. Alpha 60 isimli başkan aslında insan benzeri bir robottan başka bir şey değildir. Ne var ki Lemmy olaylar esnasında çekici bir kadın olan Natacha'yla tanışıp aşık olur. Güzel kadın, Alpha 60'ı tasarlayan bilimadamının kızıdır. Dolayısıyla Lemmy'nin görevi önündeki en büyük engel bu kızla yaşadığı ilişki oluverir.
Hafta Sonu, Jean-Luc Godard’ın en vahşi ve en karışık filmi olabilir ki bu da önemli bir şey. Ancak Hafta Sonu, her şeyin ötesinde, yönetmenin en cüretkar filmi. Bu filmde her şey olabilir: Sıradan bir telefon konuşması absürd bir biçimde hoş bir müzik parçasına dönüşür, kahramanlarımız ormanda masal karakterleriyle karşılaşır ve baş karakterler gerçekten her an tüyler ürpertici sonlarla karşı karşıya gelirler. Godard’ın bir epizottan bir başka tuhaf epizota geçme kararı, cesurca ve son derece etkiliydi. Her tür ve renkten radikal yönetmen, bu anlamda Hafta Sonu’na çok şey borçlu. Ancak "radikal" yaftası bu film için biraz uygunsuz; çünkü bu tür bir niteleme, korkunç bir siyasileştirme ve mizahi yoksunluk anlamına gelir. Oysa geriye kalan diğer tüm unsurlar, Hafta Sonu’nun bu problemleri yaşamamasını sağlar.
Serinin ikinci filmi olan "Aliens"da bıraktığımızda Ripley, Bishop ve Newt uzay marinlerinin de yardımıyla uzaylı yaratıklardan kurtulmayı başarmış ve kendilerini dondurarak bir uzay gemisi ile yola çıkmışlardı.Bu filmde, gemileri Fiorina 161 isimli hapishane gezegenine varır. Çarpışmadan Newt ve Bishop sağ çıkamazlar oysa Ripley'in yanısırai, en büyük kabusu tüm yolculuk boyunca onlara gizlice eşlik etmiştir.Hapishane gezegeninde hiç bir tip silaha izin verilmez. Sakinleri ise eski katil ve tecavüzcülerin oluşturduğu dini bir kültün hakimiyetindeki bir mahkum kolonisinde yıllardır yaşam savaşı verdikleri için aralarına yeni katılan korkunç düşmanla savaşacak cesarete sahiptirler.Serinin, David Fincher tarafından yönetilen ve en çok eleştirilen bu üçüncüsünde, eski bir düşman ve alışık olmadığımız türden klostrofobik bir atmosfer bizleri bekliyor. Bir de hiç kuşkusuz, kalp atışlarımızı hızlandıracak bir gerilim.
Ölümünün üzerinden 200 yıl geçen Lt. Ripley, bir grup bilim adamı tarafından klonlanarak tekrar yaratıklarla savaşması için meydana getirilmek istenir. Fakat Lt. Ripley yeni yaratıklarla gelir. Bir grup kaçakla birlikte çalışması gereken Ripley, dünyayı ele geçirmeye çalışan yaratıklara karşı koyacaktır.