Jason Isaacs
Antonio Pérez
Julia Ormond
Princesa de Éboli
Jürgen Prochnow
Espinosa
Jordi Mollà
Mateo Vázquez
Joaquim de Almeida
Escobedo
Juanjo Puigcorbé
Felipe II
Blanca Jara
Damiana
Nacho Aldeguer
Operario Acería
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
1953 yılının Mart ayında, Joseph Stalin’in cenazesi için büyük bir kalabalık Kızıl Meydan’a akın eder. Yüzlerce kameraman töreni kaydetse de, şimdiye dek bu arşiv görüntülerinden pek azı gün yüzüne çıkmıştır.
Salvador, dönemin anarşistlerinden biriydi ve banka soyguncusuydu. 1974′te idam edilmesinden önce Lluis Llach’ın ünlü protesto şarkısı I si canto trist’e ilham kaynağı olmuştu. Filmin en büyük sürprizlerinden biri, Llach’ın filmin şarkılarını hazırlayacak olması. Bir diğeri ise Brühl’ün fazla bilinmeyen bir özelliğini sergileyip İspanyolca konuşacak olması ki zaten annesi de İspanyol olan oyuncunun ana dillerinden biri de Katalanca.
Resmin aksiyonu 1971'de bir sonraki Hint-Pakistan çatışması sırasında gerçekleşir. Pakistan ordusu, Hindistan uçak gemisini imha etmeye karar verdi. Bu görevi gerçekleştirmek için bir Pakistan denizaltısının benzer bir Hint denizaltısının yakınından geçmesi gerekiyor. Ancak, Hint denizaltıları düşmanı tespit etmeyi başarır.
İskenderiye , M.S. 4. yüzyıl. Hipatya, ünlü bir filozof, matematikçi ve astronomdur. Babası Theon'un yönettiği İskenderiye Kütüphanesi'nde ders verir Şehirde ise Hristiyanlık hızla yayılmakta, pagan inançları ve Yahudilerle çatışmalar artmaktadırŞehirdeki dini gerilimler kontrolden çıkar. Hristiyan fanatikler (Parabolani grubu) pagan tapınaklarını yıkar, Serapeum Kütüphanesi'ni ateşe verir. Hipatya, çalışmalarına devam eder; Dünya'nın hareketi üzerine teoriler geliştirir (Eliptik yörünge fikrine yaklaşır).Sonunda, Hristiyan lider Cyril, Hipatya'yı "cadı" ilan eder. Orestes'in onu korumasına rağmen, Parabolani çetesi Hipatya'yı taşlayarak öldürür. Film, onun trajik sonuyla biter; bilim, hoşgörü ve aklın dini fanatizm karşısında yenilgisini vurgular.