Josh Linton
Eric
Denis Theriault
Sean
Marney Clarke
Cami
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Bir gün en iyi arkadaşlar Sam ve Sonny hurda toplarken, R.L. Stine’nin yayınlanmamış “Goosebumps” adlı kitabından fırlayan Slappy adında afacan bir konuşan kuklayla karşılaşırlar. Slappy kendi ailesini kurmak ister ve Sonny’nin annesini kaçırır ve bütün korkunç arkadaşlarını Cadılar Bayramında diriltir. Kasaba, canavarların, gizemli yaratıkların ve cadıların istilası altındayken Sonny güçlerini ablasıyla birleştirir ve kötü kukla Slappy’nin planını bozmak için kolları sıvar.
1970’lerin başında, Fransa’dayız. Birkaç ay önce kaybolan 10 yaşındaki küçük kız Lucie yolda başıboş dolaşırken bulunuyor. Vücuduna şiddet uygulanmış fakat hiçbir cinsel taciz izi yok ve kaçırılma nedenleri bir türlü açıklanamıyor. Şokta, kelimelerini kaybetmiş Lucie, bir hastaneye kaldırılıyor ve orada kendi yaşında Anna adında bir kızla arkadaş oluyor. 15 sene sonra… Sıradan bir ailenin kapısı çalar. Evin babası kapıyı açar ve elinde av tüfeğiyle bekleyen Lucie’yi karşısında bulur. İşkencecisini bulduğuna ikna olan Lucie tetiği çeker.
Genç Alex Corvis, sevgilisi Lauren Randall’ı vahşice öldürmekle suçlanır. Masumiyetini defalarca dile getirmesine rağmen, idama mahkûm edilir ve elektrikli sandalyede infaz edilir. Ancak, Alex’in işkence görmüş ruhu, intikam almadan huzura eremez. "The Crow" olarak geri dönen Alex, gerçek suçlulara karşı acımasız bir intikam savaşı başlatır. Tam zamanında gelmiştir, çünkü Lauren’in küçük kız kardeşi Erin de aynı katillerin hedefi haline gelmiştir. Üstelik bu korkunç cinayetin arkasında yozlaşmış polislerden oluşan bir ekip vardır. Alex, yani "The Crow", gerçek failleri ortaya çıkarıp Erin’in hayatını kurtarabilecek midir?
Karısının aynı okulda beraber çalıştığı başka bir adama aşık olmasından duyduğu kıskançlıktan dolayı adam karısını ve oğlunu vahşice öldürür. Çocuğun okula devamsızlıklarından şüphelenen öğretmeni evlerine gider ve annenin hayaleti ile karşılaşır. Uğradığı şok sonucu kalp krizi geçiren öğretmen de ölür ve hayalete dönüşür. Hikaye, polislerin kaybolan kişilerin her geçen gün daha da sayılarının artması nedeniyle başlattıkları soruşturma ile devam eder
1954 yılında inşa edilen heybetli transatlantik Antonia Graza, modern ve sofistike görünümüyle tam bir sanat eseri ve İtalyan Denizyolları'nın gururuydu. Yolcularına sınırsız lüks sunan gemi 1962 baharında Amerika’ya doğru yelken açtığında taşıdığı yolcular pek yakında üstlerine çökecek olan kabustan ve bunun son yolculukları olduğundan habersizdiler. Geminin, Labrador açıklarında kaybolduğu bildirildi. Olaydan 40 yıl sonra Kuzey Savaşçısı adlı bir römorkördeki kurtarma ekibi, Bering Boğazı açıklarında bu lüks İtalyan yolcu gemisini bulur. Uluslararası deniz kanunlarına göre terkedilmiş gemiler, onları bulan kişilerin mülkiyetine geçtiğinden ekip gemiyi karaya çekmeye karar verir. Ancak bu, hiç de kolay olmayacaktır; çünkü gemi artık şeytani bir gücün etkisi altındadır ve kurtarma mürettebatını bekleyen tehlike çok yakında kendisini göstermeye başlayacaktır.
Seth Brundle, karizmatik bir karakteri olan, hafif çılgın bir bilim adamıdır. Kadın gazeteci Veronica Quaife, maddenin teleportasyonu yani ışınlanma üzerinde çalışan bu genç dahiyi haber konusu yapmıştır. Genç kadın Brundle'ın ilk defa bir canlıyı ışınlamayı başardığı zafer anına şahit olur. Ancak ışınlanma modülüne Brundle ile birlikte girmiş olan küçücük bir sinek, herkesin gözünden kaçmıştır. Genç bilim adamı ve güzel gazeteci arasında gelişen duygusal yakınlaşma, kısa süre içinde Brundle'da gelişen ruhsal ve fiziksel farklılıklar tarafından gölgelenecektir. Brundle'ın moleküler yapısının bir sineğinkiyle birbirine karışmış olduğu anlaşıldığında, iki sevgilinin gözleri önünde gerçekleşen acı verici trasformasyon süreci, zamana karşı bir yarışa dönüşür. 1958 tarihli kült yapımın David Cronenberg tarafından bu tekrar çekimi, yeteri kadar özgün olduğu gibi, içerdiği duygusal ve dramatik gerilimle de göz dolduruyor. Üstelik selefi, hiç de fena sayılmayacak bir eserken...