Jacek Mikołajczak
Francois Villon
Ewa Dałkowska
Villon's Mother
Henryk Machalica
Felier
Jerzy Trela
Thevenin
Tadeusz Włudarski
Nicolas
Dariusz Dróżdż
Colin
Mariusz Żarnecki
Montigne
Krystyna Chmielewska
Deaf-mute Woman
Łukasz Chmielewski
Francois Villon (young)
Bohdan Ejmont
Blind Man
Mariusz Gorczyński
Uchol
Stanisław Gronkowski
Leper
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
15. Yüzyıl Paris'inde yaşayan bir kukla ustası, Notre Dame kilisesinin çan çalıcısı, kambur ama altın kalpli ve mutsuz Quasimodo'nun hikayesini anlatıyor. Paris'in adaletinden sorumlu katedral onu kiliseye alarak hem dış dünyaya kapatmıştır hem de hizmetçi gibi kullanıyordur. Kasabaya gelen bir çingene topluluğuyla ortalık daha da şenleniyor ve Quasimodo çingene güzeli Esmeralda'ya aşık oluyor. Ama Katedral'in gözüde Esmeralda'dadır...
V. Henry William Shakespeare’in ayni adli oyunundan uyarlanan 1944 yapimi bir Laurence Olivier filmidir. Yönetmenliğini yapan “Laurence Olivier”, ayni zamanda başrolü de oynamıştır. Senaryosunu Olivier, Dallas Bower ve Alan Dent ile birlikte uyarlamıştır.
William Shakespeare'in unutulmaz eserlerinden V. Henry'nin beyazperde uyarlaması. Globe Theatre'da oynanan oyunla başlayan film, V. Henry'nin oldukça çalkantılı geçen bir gençlik sonrasında geçirdiği dönüşüm ele alınıyor. V. Henry, dağılmış İngiliz birliklerini toplayarak oldukça güç koşullara rağmen Agincourt Muharebesi'nde Fransızlara karşı zafer kazanır. Böylece başarılı bir lider ve asker olduğunu da kanıtlamış olur. Fransızlarla barış anlaşması olarak da Prenses Katherine'i kendine ister.
1429 yılında küçük bir Fransız köyünden gelen genç kız işgal altındaki ülkesinin kralı olması gereken kişinin önünde durup ona tanrıdan bir mesaj getirdiğini söyler. Bu mesaja göre küçük kız o donemin en güçlü ordusunun ülkelerinde sürdürdükleri işgali sona erdireceğini ve içinde bulundukları politik ve din kargaşasına son vereceğini söyler. Bu küçük kızın söyledikleri Fransız Kralı ve etrafındaki adamlarının zamanla çok hoşuna gider ve kızın inanılmaz cesareti ile kehanet sayılacak açıklamaları sonunda kızın peşinden gitmeye karar verirler. Onun liderliğinde ülkelerini işgal etmiş bulunan İngiliz ordusunu yenerek hürriyetlerine kavuşurlar. Kızın da dediği gibi kral, hür her ülkenin kralı olarak tacını giyer ve tahtına oturur. Ancak bütün bu yaptıklarının şeytanın işi olduğuna hüküm veren din adamlarının baskısı sonucu bu minik kız ölüme mahkum edilir ve yakılarak öldürülür.
15. yüzyılda Tatarların saldırıları altında inleyen Rusya'dayız. Andrei Rublev hem bir keşiş hem de ikona ressamıdır. Barbarlık, şiddet ve kana kontrast olarak doğanın mucizevi güzelliği ve inanç Rublev'in beslendiği kaynaktır. Ne var ki bir köylü kızını tecavüzden kurtarmak için bir adamı öldürmek zorunda kaldığında hayatı ve Tanrı inancını yeniden sorgular. Yaratıcılık ateşinin, konuşmama ve resim yapmama yemini eden Rublev'in içinde yeniden yanmaya başlaması için toy bir delikanlının dev bir çan imal etmesini seyretmesi gerekecektir. Bu aslında sanatçı keşişin eserlerine gerçek renk ve hayatın da gelmesinin işaretidir.