Michal Koblic
Frantisek Bures
Marie Magdolenová
Marijka
Vladimír Hlavatý
Slepejs
Gustáv Valach
Samonil
Vladimír Menšík
Pekárek
Oldřich Musil
Heller
Martin Ťapák
Gallo
Stanislav Remunda
1st Lieutenant
Miloslav Holub
Major
Milan Holubář
Sergean-major
Bohuš Záhorský
Maralík
František Krahulík
Corporal
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
2. Dünya Savaşı'ndan tüyler ürpertici, gerçek bir hikaye... İngiliz denizciler, 2. Dünya Savaşı'nda bir alman savaş gemisinin peşine düşerler. Gemiyi bulmaları ve yok etmeleri gerekmektedir.
Libya taraflarında, Sahra çölünde, savaş tecrübesi kazanmaları için "güneş batmayan ülkenin" emrine amade ettiği, Çavuş Joe Gunn'ın yetkisinde bulunan tankın, yeni bir emir alarak güney tarafına doğru geri çekilmesiyle başlıyor film. Filmin ikinci adımı, konunun kalan kısmını oluşturuyor. Akroma harabelerinde damla damla akan bir kuyuda ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor tank mürettebatı. O esnada 500 kişiden oluşan bir Alman birliği aynı dertten muzdarip olarak kuyuya yönelir. Çavuş Joe ve ekibi ülkeleri adına, tarihte de benzer başarılı örnekleri mevcut olduğu üzere savunma yaparak Almanları meşgul etmeyi planlarlar.
1930'lu ve 40'lı yıllarda geçen hikayede Guy (Stuard Townsend), Cambridge'te burslu okuyan İrlandalı bir gençtir. Henüz on sekiz yaşında genç bir adam olan Guy, bir gün aniden odasına giren yarı Amerikalı yarı Franzsız bir genç kıza, Gilda'ya (Charlize Theron) aşık olur. Varlıklı bir ailenin kızı olan ve hayatını bu zenginliğin getirdiği rahatlıkla sürdüren Gilda ve Guy arasında, yıllar boyu sürecek ve bazılarının felaketini hazırlayacak bir aşk başlar. Okul bittikten sonra Guy ve Gilda, Paris'te Gilda'nın İspanyol göçmeni arkadaşı Mia (Penelope CRUZ) ile aynı evi paylaşmaya başlarlar. Ancak 2. Dünya Savaşı kapının eşiğindedir. Guy ve Mia direnişçilere katılıp faşizme karşı savaşmaya karar verirler ve onlardan çok farklı bir hayat tarzı benimseyen Gilda'yı bırakarak giderler. Savaş esnasında Mia ölür ve Guy Gilda'yla tekrar görüşemeyince İngiltere'ye döner. Bir süre sonra İngiliz istihbarat subayı olarak yeniden Paris'e gelen Guy, Gilda'yı Alman subaylarla birlikte görür.
Keith Carradine, Napolyon Fransasında kendi halinde efendi bir atlı suvaridir. Harvey Keitel ise kuduz köpek gibi karşısınana çıkıp ta dallamaca laf edeni (etmeyeni de) düelloya davet eden bir başka .çılgın süvaridir. gün gelir, bir düello sonrasında Carradine Keitel'e generalin emrini iletmekle görevlendirilir; böylelikle seneler boyunca sürecek bir kavga başlamış olur. bir türlü birbirlerini öldüremezler. Carradine'in pek umurunda değildir mesele ama, kariyerinde ilerledikçe ve görüp geçirdikçe, en olmadık yerlerde birden karşısına çıkar Keitel, ve düelloya davet eder kendisini.