Marie Bell
Juliette Récamier
Françoise Rosay
Madame de Staël
Edmond van Daële
Joseph Fouché
François Rozet
The Prince of Prussia
Jeanne de Balzac
Madame Tallien
Victor Vina
Jacques Récamier
Andrée Brabant
Caroline Bonaparte
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...
Audrey Hepburn, Henry Fonda ve Mel Ferrer Leo Tolsoy'un bir edebiyat başyapıtı olan Savaş ve Barış adlı romanın uyarlaması için bir aradalar. Bir destanı andıran film, 1812 yılında Napolyon'un Rusya'yı işgali sırasında kaderleri kesişen üç ailenin hikayesini anlatıyor.
Napolyon, Çarlık Rusya’sını işgal etmek isterken, Boris Grushenko adlı korkak bir Rus ülkesini korumaya ve ülkesi icin savaşmaya zorlanır. Fransız ordusu, sayıca çok daha fazla ve daha güçlü olduğu için Rusya savaşı kaybeder. Napolyon artık Moskova’ya ulaşmıştır. Boris, savaşmanın bile saçma olduğunu düşünürken, yeni evlendiği genç karısı tek çarelerinin Napolyon’u öldürmek olduğunu söyler. Rusya’nın tarihini komik bir dille anlatan Woody Allen; aşk ve ölüm üzerine de derin bir felsefe yapıyor.
Tolstoy’un destansı başyapıtı, yönetmen Sergei Bondarchuk tarafından kusursuz bir şekilde beyazperdeye aktarılıyor. Oscar ödüllü bu başyapıtta, Rusya’da 1805’de başlayan olaylar dizisi, beş aristokrat ailenin öyküsü etrafında anlatılır ve 1812’de Napolyon’un Rusya’yı işgaliyle zirve yapar. Tolstoy’un dört ciltlik bu dev eserindeki tarihi detayların inanılmaz bir özenle aktarıldığı filmde, 45 dakikalık savaş sahneleri o kadar gerçekçidir ki çekimlerde 120.000 kişilik bir ordu oluşturulmuş ve pek çok at öldürülmüştür. Sovyetler Birliği’ndeki müzelerden alınan eşyaların kullanıldığı film, gerçeğe son derece yakındır. "Savaş ve Barış", aynı adlı romandaki duyguları ve atmosferi de başarıyla sinema diline aktarır. "Edebiyatla sinemanın kusursuz evliliği" olarak nitelendirilen filmin çekimleri tam yedi yıl sürmüş, yapımda binlerce oyuncu rol almış ve dönemin koşullarında 100 milyon dolara mal olmuştur.