Neil Tennant
Self
Chris Lowe
Barbara Windsor
Seaside Landlady/Neil's mother
Joss Ackland
Priest/Murderer
Neil Dickson
Pilot/Car Salesman/Coachman
Gareth Hunt
Uncle Dredge/Postcard Seller/Ventriloquist
Dominique Barnes
Girl at the Beach/Girl Hitchhiker/Girl on the Bicycle
Carmen du Sautoy
Cafe Waitress
Stephanie Buttle
Dancer
Heavon Grant
Natalie Roles
Chris Tudor
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Pee-wee Herman, yetişkin bedeninde ama ruhuyla 12 yaşında bir çocuk olan huysuz bir karakterdir. En değerli varlığı olan bisikletinden asla vazgeçmez, bu yüzden Francis'in cazip teklifini bile reddeder. Ancak bir gün bisikleti çalınınca, onu bulmak için ABD'nin dört bir yanını dolaşacağı çılgın bir maceraya atılır. Yol boyunca tuhaf karakterlerle karşılaşır ve başı sürekli belaya girer. Sonunda Hollywood'da izini bulur: Bisikletini bir şov programında çekiliş ödülü olarak sunulurken görür!
1847 yılında Meksika-Amerika iç savaşında, Yüzbaşı John Boyd (Guy Pearce) terfi alır. Bu terfi sonrası Boyd, Nevada'nın karlı dağlarında ıssız bir savaş biriminde üçüncü adam olarak görev alacaktır. Bu görevde kumandan Hart , inançlı Toffler ve Cleaves ile tanışacaktır. Boyd bu gruba katıldıktan sonra, donmaktan ve açlıktan ölmekten son anda kurtulan bir yabancı olan Colqhoun (Robert Carlyle) de gruba dahil olur. Colqhoun'un anlatıklarına göre şefleri Ives, karlar altında bir mağarada kalınca, bölüğündeki bazı insanları yiyerek hayatta kalmıştır. Bundan sonra Boyd ve diğerleri bu olayın geçtiği mağarada başka sağ insan olup olmadığını bulmak için yola çıkarlar. Fakat Boyd, eski bir Kızılderili efsaneside anlatılan Weendigo adlı canlı et yiyerek beslenen, beslendikçe daha çok isteyen insanüstü bir yamyamın saldırısından korkmaktadır. Acaba kendisi de bu yamyam tarafından yenilecek midir yoksa onun oluşturduğu yamyam sürüsüne mi dahil olacaktır ?
Paul, karısı Margaret'la birlikte Alaska'nın dondurucu soğuğunda parasızlıkla boğuştuğu bir yaşam sürmektedir. Borçlarını ödeyebilmek ve karısının sağlık problemlerini çözebilmek için acil paraya ihtiyacı vardır. Bir milyon dolar değerinde bir sigorta poliçesi olan Paul'ün kardeşi Raymond, beş yıldır kayıptır. Bu paranın peşinde olan Paul, bu sayede bütün sorunlarını çözebilecektir. Ne var ki, uyanık sigorta müfettişi Tedd'i kardeşinin ölmüş olabileceği konusunda ikna edemez. Bir gün işyerinin arkasındaki çöp bidonunda bir ceset bulunca aklına delice bir fikir gelir: Cesedi kardeşine benzetecektir. Fakat, cesedin gerçek sahipleri, uyanık müfettiş Ted ve bunca yıl sonra birden geliveren Raymond ile iyice arapsaçına dönen işler, karısı Margaret'in kaçırılmasıyla doruk noktasına varır.
Lawrence Michael Levine’in yazıp yönettiği Black Bear, yaratıcılık konusunda sıkıntı çeken bir film yapımcısının hikâyesini konu alıyor. Geçirdiği sıkıntılı dönemde inzivaya çekilme ihtiyacı duyan Allison karakterinin bir arkadaşının önerisiyle gittiği göl kıyısındaki evde, evin sahipleri olan müzisyen Gabe ve dansçı partneri Blair ile geçirdiği günleri sıra dışı bir anlatımla aktaran film, üç karakterin olay örgüsündeki kırılmalarla değişen ilişki dinamikleri üzerine kurulu. Allison’ın, Blair ve Gabe çifti ile olan iletişimi ilerledikçe çözülen bir hikâye ortaya çıkıyor. Bu noktadan sonra kamera önü ve arkası arasındaki ayrım da yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Böylelikle karakterin başka bir karakteri canlandırdığı, film içinde filmin yer aldığı, çok katmanlı bir yapıyla karşılaşıyoruz. Tüm bu kırılmalar, çeşitli zıtlıklar arasındaki çekişmelerin işlendiği derinlikli bir anlatı oluşturuyor.
Ufak bir kasabada her şey 1950'lerdeki gibidir. Tek farkla; zombiler de artık insan hayatının doğal bir parçasıdır. Robinson ailesinin küçük oğlu Timmy'nin de en yakın dostu Fido adlı zombidir. Hayat sürüp giderken Fido yan komşuyu yemek gibi bir gaflette bulunur.
Bob Maconel (Christian Slater) kötü bir gün geçirmektedir... Her zamanki 8 saatlik mesaisini kasvetli, gri kabininde, iş arkadaşları tarafından dışlanarak ve yaşadığı dünyadan tamamen kopuk hissederek geçirmektedir. Bu berbat günde, kazara, potansiyel katillikten kahramanlığa geçer ve onu bugüne kadar hiç farketmemiş olan arzu nesnesi Venessa'nın hayatını kurtarır. Bu kahramanca davranışı onu monoton gerçekliğinden sürreal bir kasırgaya doğru çeker...