Madhu
Novelist
Vijaya Nirmala
Bhargavi
Prem Nazir
Sasikumar
P J Antony
Narayanan Nair/Nanukuttan
Adoor Bhasi
Cheriya Pareekanni
Kuthiravattam Pappu
Kuthiravattom Pappu
Kottayam Santha
Suma
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Filmin kahramanı Liza, kendisine miras kalan oteli almak için New York'tan New Orleons'a gelir. Burada iş yapabileceğini düşünerek oteli yenileme işine girişir. Fakat otelin yenilenmesi sırasında tesisatçı bodrum katındaki geçidi açar. Aslında otelin, cehennemin kapılarından birinin üstüne inşaa edildiği anlaşılır.
Siddharth, şu anda Amerika'da yaşayan zengin bir varis. Sonra bir gün o ve karısı memleketlerine döndüler. Şimdiye kadar Siddharth, kaderin kendisi için hangi sürprizleri hazırladığından ve hangi gizem labirentinden geçmek zorunda kalacağından şüphelenmedi. Garip ve gizemli olan her şey onun geldiği günden itibaren başlar. Siddharth'ın akrabaları, onu aile malikanesinde yaşamamaya ikna eder, çünkü içinde hayati tehlike oluşturan sırlar saklanır. Ancak Siddharth kimseyi dinlemez ve karısıyla birlikte eve taşınır. Ama yakında pişman olacak...
Vadiden gelen güzel bir kız, Julie (Deborah Foreman), bir şehir serserisi olan Randy (Nicolas Cage) ile tanışıyor. İkisi de aslında birbirlerinden çok farklı insanlar. Ama 1980'lerin Amerika'sında zaten kim kime tam olarak uyabiliyordu ki ...Komik , romantik bir o kadarda çılgın bir hikaye ...80'lerin Hippisini canlandıran Nicholas Cage çok farklı bir görünüm içinde ..
Kitabını yazma motivasyonu bulamayan ve Tessa ile yaşadığı ayrılığın kalp kırıklığını yaşayan Hardin, geçmişte yanlış yaptığı bir kadını aramak ve kendini bulmak için Portekiz'e gider. Tessa'yı geri kazanmayı umarak çıktığı bu yolculukta, önce kendisinin değişmesi gerektiğini fark edecektir.
Bir fabrikada gece vardiyasında çalışan işçiler, sırayla esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolmaktadır. Bu sebeple fabrikaya sürekli bir işçi alımı yapılmaktadır. Fabrikanın müdürü, burada çalışan işçileri elinden geldiğince zor koşullarda çalıştırmakla kalmayıp, bayan işçileri de taciz etmektedir. Bayanlar ise, gece vardiyasına yazılmaktan korktukları için bu duruma sessiz kalmaktadırlar. İşe yeni başlayanlardan birinin bu bayanlardan birine yardımcı olması ve müdüre karşı tavrını koyabilmesi, yöneticilerini ve bazı çalışanları rahatsız etmeye başladığında, müdür bir temizleme ekibi oluşturarak, işçilerin nedeni bilinmeden kaybolduğu depoyu kullanıma hazır hale getirmek için bir gece vardiyası programı hazırlar. Program gereği o gece biraraya gelen kahramanımız ve diğer işçiler, depoyu temizlemekten çok hayatta kalma savaşı vereceklerinden habersiz toplanırken, fabrika müdürü ise bu temizliğe dahil olacağını bilmeden kontrol için fabrikaya doğru yola çıkmıştır.
1930'lu ve 40'lı yıllarda geçen hikayede Guy (Stuard Townsend), Cambridge'te burslu okuyan İrlandalı bir gençtir. Henüz on sekiz yaşında genç bir adam olan Guy, bir gün aniden odasına giren yarı Amerikalı yarı Franzsız bir genç kıza, Gilda'ya (Charlize Theron) aşık olur. Varlıklı bir ailenin kızı olan ve hayatını bu zenginliğin getirdiği rahatlıkla sürdüren Gilda ve Guy arasında, yıllar boyu sürecek ve bazılarının felaketini hazırlayacak bir aşk başlar. Okul bittikten sonra Guy ve Gilda, Paris'te Gilda'nın İspanyol göçmeni arkadaşı Mia (Penelope CRUZ) ile aynı evi paylaşmaya başlarlar. Ancak 2. Dünya Savaşı kapının eşiğindedir. Guy ve Mia direnişçilere katılıp faşizme karşı savaşmaya karar verirler ve onlardan çok farklı bir hayat tarzı benimseyen Gilda'yı bırakarak giderler. Savaş esnasında Mia ölür ve Guy Gilda'yla tekrar görüşemeyince İngiltere'ye döner. Bir süre sonra İngiliz istihbarat subayı olarak yeniden Paris'e gelen Guy, Gilda'yı Alman subaylarla birlikte görür.