Sara Rue
Gypsy Vale
Birkett Turton
Clive Webb
Karen Black
Bambi LeBleau
John Doe
Ray Vale
Anson Scoville
Zechariah Peachey
Paulo Costanzo
Troy
Carolyn Baeumler
Lois
Stephanie McVay
Polly Pearl
Amanda Talbot
Connie
Vera Beren
Empress Chi Chi Valenti
Eileen Letchworth
Mrs. Larson
Andersen Gabrych
Banning
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Başına buyruk bir hayat yaşayan Nick (Til Schweiger), iş başvurusu için gittiği akıl hastanesinde temizlik işçisi olarak işe alınır. Tuvalette kendini asmak üzere olan hastalardan Leila’yı (Johanna Wokalek) tesadüfen görüp kurtarınca Leila, Nick’e bağlılık duyar. Hastaneden kaçıp onu evine kadar takip eder ve artık onu hiç bırakmayacağını söyler. Fazlaca saf olan ama deli sayılamayacak Leila’yı ikna edemeyeceğini anlayan Nick, çok zengin olan üvey babasının iş teklifini değerlendirmek ve terk ettiği eski kız arkadaşı ile evlenecek olan erkek kardeşinin düğününe gitmek üzere Leila ile birlikte yola çıkar. Görüldüğü üzere bir romantik komedinin sahip olabileceği en iyi konulardan birine sahip olan Barfuss, bazı Hollywood aksiyonlarının silik tiplemelerinden hatırlayabileceğimiz Alman oyuncu Til Schweiger’in yönettiği, senaryosuna, prodüktörlüğüne ve editörlüğüne katkıda bulunduğu, başrolü üstlendiği sıcak, samimi, eğlenceli bir film.
1980'lerin başında Stevo ve Heroin Bob, muhafazakâr Salt Lake City'de kendilerini bu işe adamış iki pankçıdır.
Bir emlak satışı için Transilvanya'ya gönderilen Jonathan Harker'ın bu yeni müşterisi bir vampirdir. İnsan kanıyla beslenen bu hortlak ölümsüzdür ve tek isteği huzura kavuşmaktır. Ancak Harker'ın karısının fotoğrafını görünce fikrini değiştirir ve gemiyle Almanya'ya doğru yola çıkar ama beraberinde felaketi de getirecektir.
Canterbury'e giden bir grup keşiş, yolda vakit öldürmek için birbirlerine öyküler anlatmaya başlarlar. Fakat bütün bu öykülerin ortak bir yanı vardır: hepsi de son derece açık saçık öykülerdir. Bu noktadan itibaren sırayla anlatılan öyküleri dinlemeye ve izlemeye başlarız. Açık saçık olmalarının yanında aslında hepsi de, kilise ve papazların yaşam tarzlarına yöneltilen bir eleştiri ve insan doğasında bulunan zaafların mizahi bir yoldan ele alınmasını içermektedir.