万国鹏
Peng
吳彥祖
Daniel Wu
Kai Shen
Kai
Bao Xiaoping
Director Assistant
Yue Dongfeng
Brother Liu
Ting Wang
Ting
徐小琴
Xiaoqin
馮德倫
Stephen Fung
Anita Yuen Wing-Yee
Anita Yuen
許鞍華
Ann Hui
爾冬陞
Derek Yee
Wang Wanzhong
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
65 yaşında bir erkek genellikle ne yapar? Evde oturup tatilinizin tadını çıkarıyor musunuz? Ama eğer Harry iseniz, o zaman evde oturup votka içersiniz, dünyanın neden delirdiğini düşünürsünüz; sadece Einstein'ın çalabileceği bir kapı zili yapın; ve hiçbir şey için endişelenme. Hayır, o deli değil. O tutkulu. Biraz tahmin edilemez. Biraz gösterişli. Küçük bir parça. Kesinlikle muhteşem. Harry, ortağı Vandana ile birlikte yaşıyor ve birlikte başka bir toplum düşünmüyorlar. Harry oyunculuk için yaşıyor, tiyatroyu, özellikle Shakespeare'i seviyor ve sinemadan nefret ediyor. Bunun sanattan bir sapma olduğuna inanıyor. Harry ve Vandana, Kalküta'nın kuytu köşelerindeki görünmez hayatlarında mutludurlar. Ama bir gün Siddharth gelir. Genç, sert ve inatçı yönetmen. Ne kadar güçlü olduğunu, Harry zaten ilk toplantıda anlıyor. Henüz kimse kapı zilini çalamadı. Aynı zekaya sahip bir insanla tanıştığı için mutludur. Harry, Sidharth'ın onu filmine çekmek istediğinden habersizdir... ÜLKE:Hindistan
Tropic Thunder filmi, aksiyon filmlerinde oynayan aktörlere eğitim veren Dale Dyle adlı eğitim kampında kalan ve sonrasında yeniden topluma dönen oyuncuların karşılaştıkları gerçek hayattaki bocalamaları anlatıyor. Savaş filminde oynamaya başlayan oyuncularımız, filmde gerçek savaş koşulları altında olunca eğitim kampında öğrendiklerine başvurmak zorunda kalıyor ve ortaya film içinde bir film komedisi çıkıyor.
İkinci derecede önemli bir yapımcı olan Ben (Robert de Niro) müthiş ikna kabiliyeti ve pazarlık gücü ile herkesin sevdiği, katalizör işlevli bir yapımcıdır. İkinci evliliği de fiyasko ile neticelenmek üzeredir. Üstelik aklından silemediği karısı Kelly’nin (Robin Wriglat Penn) antipatik senaryo yazarı Scott (Stanley Tucci) ile gizli bir aşk yaşadığını öğrenmiştir. Sean Penn’in kendini oynadığı filmde, Ben egzantrik bir yönetmene tamamladığı filmin sonunu değiştirmesi gerektiğini anlatmaya çalışmaktadır. Zira amiri (Catherine Keener) filmin gişe başarısını sağlama almak için bunu emretmeştir. Diğer taraftan, yeni bir filmin kontratlı aktörü (yine kendini oynayan Bruce Willis) çekim günü sete müthiş çirkin bir sakalla gelmiştir.
Aşk hayatlarını bir türlü yola koyamamış ve erkeklerle başları dertte olan iki kadın, Amanda ve Iris... Biri Los Angelas'ta, diğeri de İngiltere'de yaşayan bu iki genç kadın, hayatlarının gidişatından çok sıkılmışlardır. Kendileri için bir değişiklik yapmanın planlarını kurarken internette ev değişimi üzerine bir site vasıtasıyla belli bir süre için evlerini takas etmeye karar verirler. Tüm istedikleri, hayatlarında biraz farklılık yaratmak ve belki de yeni insanlarla tanışabilme imkanı sağlamaktır.Kadınlar Ne İster? ve Aşkta Herşey Mümkün gibi romantik komedi türündeki filmlerin başarılı yönetmeni Nancy Meyers, yine kadınları merkezine aldığı, eğlenceli bir film ile beyazperdede!
Londra'nın sıkıcı havasından bıkan Mr. Bean, valizlerini ve kamerasını yüklediği gibi plajlarda güneşlenmek için Güney Fransa'nın (Cannes'ın) yolunu tutar. Ancak yolculuğu zannettiği kadar sakin geçmez. Mr. Bean'ın tatil yapacağı mekana Romanyalı bir film yönetmeninin küçük oğlu ve gelecek vaad eden güzel bir yıldız adayı da gelince Mr. Bean yanlış anlaşılır. Kimileri onun çocuk kaçırdığını; kimileri de ünlü bir yönetmen olduğunu zanneder. Yarattığı kargaşa ortamıyla Fransız sahillerinin huzurlu ve sakin ortamının altını üstüne getirdikten sonra durumu açıklamak yine Mr. Bean'e düşer. Jandarma tarafından gözaltına alınacak mıdır, yoksa bu olaylar zinciri Mr. Bean'in Cannes Film Festivali büyük ödülü Altın Palmiye'yi kazanmasıyla mı sonuçlanacaktır?
’Pamela’yı Takdim Edebilir miyim?’ adlı filmin çekimleri sırasında yaşanan acı-tatlı olayları beyazperdeye taşıyan öykü, sinema sanatının tüm zorluklarıyla boğuşarak hedefine ulaşmayı seçen yönetmen François Truffaut’nun, sinemaya ve sinemacılara bir saygı duruşu adeta. Film içindeki filmin yönetmenini Truffaut’nun bizzat kendisinin canlandırdığı yapım; makyözünden dublörüne, yapımcısından sahne amirine, yönetmen asistanından klaketçisine kadar bir filmin her alanında çalışan emekçilere adanmış izlenimi veriyor.
Bir kadının Los Angeles'ın dışında bulunan Inland Empire'daki garip ve gizemli olaylarla ilgisini anlatan filmde David Lynch sahneleri çekimlerden önce yazdığı için tam anlamıyla filmin bir senaryosu bulunmamaktadır.