Николай Пеньков
Aleksey Samartsev
Светлана Тома
Natasha
Александр Збруев
Aleksey Shapenskiy
Тамара Сёмина
Tatyana
Алексей Крыченков
Malikov
Владимир Носик
Captain Verevkin
Анатолий Солоницын
Martyn Martynych
Юрий Гусев
Lobov
Aleksandr Koz'menko
Yuriy Samartsev
Анатолий Малашкин
Mikhail Malashkin
Елена Максимова
Glafira Petrovna
Tatyana Lebedeva
Layma
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
İnsanların düş gücünü etkileme yeteneğine sahip olan Dr. Parnassus karanlık bir sır ile lânetlenmiştir. Müzmin bir kumarbaz olan Parnassus, şeytan Bay Nick ile binlerce yıl önce bir iddiaya girer ve ölümsüzlüğü kazanır. Yüzyıllar sonra, tek gerçek aşkıyla karşılaşınca Dr. Parnassus şeytanla bir başka anlaşma yapar, kızının 16 yaşına ulaştığı gün Bay Nick’in mülkiyetine geçmesi şartıyla, ölümsüzlük karşılığında gençliğe ulaşır. Dr. Parnassus kızını yaklaşmakta olan kaderinden kurtarmak ister.
Harry ve genç kız arkadaşı Kay birbirlerine sırılsıklam aşıktırlar. Ne var ki Harry, Pat’le evlidir ve karısının boşanma kararından büyük üzüntü duyacağını düşünmektedir. Pat’in böyle bir acı duymasına da gönlü razı olmadığı için onu öldürmeye karar verir. Bu arada Harry’nin en yakın arkadaşı Richard da Kay’den hoşlanmaktadır.
Chiko, en tepeye oynuyor. O ve en iyi arkadaşı Tibet için; para, güç ve itibardan daha önemli bir şey yok. Hamburg’un kenar mahallelerinde yaşayan bu iki öfkeli Türk gencin hayatı; onların hayallerini süsleyen her şeyi kontrolü altında tutan uyuşturucu satıcısı Brownie, ile tanışmaları ile değişir.Chiko, Brownie’nin güvenini kazanmak için ne gerekiyorsa yapar ve çok geçmeden onun sap kolu olur. Ancak Tibet Brownie ile takışınca, Chiko kendini tehlikeli bir dengeyi korumaya çalışırken bulur. Hayatını tehlikeye atarak kazandığı her şey, şimdi bir ipliğin ucuna bağlıdır. İtibarı, konumu ve Tibet ile olan arkadaşlığı...
Ben Campbell okul masraflarını ödemek için paraya ihtiyacı olan ve yanıtı kartlarda arayan, zeki ama utangaç bir Massachusets Teknoloji Enstitüsü öğrencisidir. Okulun en yetenekli öğrencilerinin dahil olduğu ve her hafta sonu sahte kimliklerle Vegas’a giden yirmi bir oyununda durumu kendi lehine çevirmeyi bilen bir gruba alınır. Alışılmamış matematik profesörü ve istatistik konusunda dahi olan Micky Rosa’nın önderliğinde şifreyi kırarlar. Kartları sayıp karmaşık bir işaret sistemi kullanan ekip, kumarhaneleri soyup soğana çevirebilecektir. Paranın, Vegas’a özgü yaşam tarzının ve hem akıllı hem seksi takım arkadaşı Jill Taylor’ın cazibesine kapılan Ben, sınırları zorlamaya başlar. Kart saymak yasadışı değilse de ortada çok yüksek miktarlar dönmektedir. Sadece sayıları çözmek değil, kumarhanenin korkutucu güvenlik görevlisi Cole Williams’ın da bir adım önünde olmak gerekmektedir.
İntihar eğilimli bir üniversite öğrencisi ve doktoru bir anda kendilerini doğaüstü bir dehşetin içinde bulurlar. Eğer psikolog Sam Foster (Ewan McGregor) durduramazsa, Henry Lethem (Ryan Gosling) kendini 3 gün içerisinde öldürmeyi planlamaktadır. Henry rahatsız edici sesler duymakta ve dehşet verici görüntüler görmektedir; ancak hayal gücü nerede bitmektedir ve gerçeklik nerede başlamaktadır? Sam gerçekliği kaybettiğini fark ettiğinde kendini ölüm ve yaşam arasında cehennem gibi bir yerde bulur. Kız arkadaşının (Naomi Watts) yardımıyla Sam, çok geç olmadan Henry'yi bu kabustan uyandırmak için büyük bir mücadeleye başlar.
El Mariachi, sevgilisini katledip gitar çaldığı narin parmaklarını kıran gaddar Bucho'dan intikam almak için yanıp tutuşarak Meksika topraklarını diyar diyar gezmektedir. Bu yolculuk sırasında kendisine yaverlik yapan Buscemi'nin sayesinde bütün gittiği yerlerde bir efsane olan Mariachi, düşmanının izine iyice yakınlaştığı bir sırada güzel Carolina'yla tanışıp ona aşık olur. Bundan sonra bir hayli çetin bir mücadele başlayacaktır.
Jean-Luc Godard'dan marksist bir polisiye! Godard'ın karanlıkta, elindeki filmlerin duyarlılığına hiç aldırmadan, korkusuzca ve tam bir avantgarde gibi kotardığı "Alphaville", Alfa Şehrine gelen bir dedektifin öyküsü aracılığı ile, modern dünyayı, kapitalizmi, geleceği ve toplumsal-ekonomik ilişkileri sorguluyor. * Amerikalı özel dedektif Lemmy Caution, başka bir gezegendeki baskıyla yönetilen bir ülkenin başkenti Alphaville'e gelir. Amacı ülkenin başkanına suikast düzenlemektir. Alpha 60 isimli başkan aslında insan benzeri bir robottan başka bir şey değildir. Ne var ki Lemmy olaylar esnasında çekici bir kadın olan Natacha'yla tanışıp aşık olur. Güzel kadın, Alpha 60'ı tasarlayan bilimadamının kızıdır. Dolayısıyla Lemmy'nin görevi önündeki en büyük engel bu kızla yaşadığı ilişki oluverir.
Arthur ve Franz her ne pahasına olursa olsun büyük bir vurgun yapıp zengin olmak isteyen iki yakın arkadaştır. Franz yeni tanıştığı genç ve güzel Odile'in büyükannesinin evinde gizlediği paralardan haberdar olduğunda hemen harekete geçerler. Sıfır hatayla planladıkları soyguna genç kızı ikna etmeleri kolay olmasa da, sonunda harekete geçerler. Ancak hayat her zaman planlananı vermez ve bazı sonuçlar beklenenden ağır olabilir * Fransız Yeni Dalgası'nın müstesna ismi Jean-Luc Godard, Serseri Aşıklar'daki üslubunu, teknik olarak daha az deneysel olsa da, tematik olarak sürdürerek, unutulmaz bir yapıma imza atıyor. Ve dikkatli sinemaseverlerin farkedeceği üzere, Quentin Tarantino'ya kuracağı yapım şirketi ismi için de ilham veriyor: 'A Band Apart'