Aldo Baglio
Aldo / Al
Giovanni Storti
Giovanni / John
Giacomo Poretti
Giacomo / Jack
Marina Massironi
Clara
Antonio Catania
Catanìa
Francesco Pannofino
Giacomo's brother-in-law
Giovanni Cacioppo
Husband of the woman in labour
Elena Giusti
Giovanni's wife
Carlina Torta
Giacomo's sister
Fabrizio Ambrassa
Platone
Fabio Biaggi
Giacomo's nephew
Girolamo Di Stolfo
Crapanzano
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Pee-wee Herman, yetişkin bedeninde ama ruhuyla 12 yaşında bir çocuk olan huysuz bir karakterdir. En değerli varlığı olan bisikletinden asla vazgeçmez, bu yüzden Francis'in cazip teklifini bile reddeder. Ancak bir gün bisikleti çalınınca, onu bulmak için ABD'nin dört bir yanını dolaşacağı çılgın bir maceraya atılır. Yol boyunca tuhaf karakterlerle karşılaşır ve başı sürekli belaya girer. Sonunda Hollywood'da izini bulur: Bisikletini bir şov programında çekiliş ödülü olarak sunulurken görür!
Aralarında çok sıkı dostluk duyguları olan üç arkadaş, hapse giren arkadaşlarının kefalet parasını bulup onu dışarı çıkarmak için giriştikleri karmaşık ve komik olaylar zincirinden oluşan maceraları anlatılıyor. Yaptıkları akılcı plan birden beklenmeyen gelişmeler yüzünden suya düşmek üzeredir. Arkadaşlarını kurtarmak bir yana kendi başları da büyük bir belaya girmek üzeredir.
Detroit'te yaşayan Axel Foley'in şefi Douglas Todd bir baskın sırasında vurulur. Douglas ölmeden önce Axel'dan katilini yakalamasını ister. Patronuna söz veren Axel katili bulmak için araştırmalarına başlar ve izine Beverly Hills'teki Wonder World isimli bir eğlence merkezinde rastlar.Beverly Hills'e geldiğinde Axel eski dostu Billy Rosewood ile buluşur. Taggart'ın emekliye ayrıldığını öğrenen Axel, Billy'nin yeni ortağı Jon ile tanışır. Bu sırada eğlence parkında yaşanan bir kazadan kıl payı dönülür ve Axel iki çocuğun hayatını kurtarır. Kaza ile ilgili güvenlik şefi ile görüşmek isteyen Axel şaşkınlıa düşer: Douglas'ın katili karşısındadır.
Daha çok batı kültürüne özgü sayılan bireyler arası yabancılaşmanın klasik 'jarmush' metaforlarıyla anlatıldığı film, uzun süredir görüşmemiş iki uzak akrabanın, Western kültürü içinde yaşadıkları maceraları, 'kimlik' kavramını öne çıkararak sorgulayor * 1984 Cannes Altın Kamera (En İyi İlk Film) - 1984 Locarno Altın Leopar - 1985 Sundance Jüri Özel Ödülü
Buzul çağı, dünyaya hüküm sürmeye başlamıştır. Bu ıssız ve korkunç dünyada bir başlarına olan zavallı hayvanlar, bir şekilde hayatta kalmanın yollarını aramaktadırlar. Uzun tüylü, kendi halinde bir mamut; karizmatik ve dişli bir kaplan ve muzır bir rakun, nasıl olduysa bu kaos esnasında bir araya gelmişlerdir. Bu üç birbirinden farklı türe mensup hayvanın odağında ise tek bir mevzu vardır. Buldukları küçük bebeği, insanlara ulaştırıp o bebeğin hayatını kurtarmak...
Jake Blues, hapisten çıktıktan sonra kardeşi Elwood'la birlikte rahibeler tarafından bakıldıkları eski evlerine giderler. Kilisenin desteğini çekmek üzere olduğunu ve bu yeri eğitim için satacaklarını öğrenen kardeşler, tek kurtuluşun 11 gün içinde 5000 $'lık bir ödeme yapmak olduğunu öğrenirler. Blues kardeşler, evi kurtarmak için yardımcı olmak isterler ve bir caz albümü sayesinde gerekli parayı kazanmaya çalışırlar. Görevleri "Tanrı Hizmeti" olsa da karşılarına beklemedikleri engeller çıkar, nereye gitseler düşman edinmeye başlarlar...
Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…