Christopher de Leon
Tisoy
Jay Ilagan
Boy
Charo Santos-Concio
Maribubut
Lorli Villanueva
Pomposa
Bert 'Tawa' Marcelo
Tikyo
Ruffy Mendoza
Dexter Doria
Marjorie
Soxy Topacio
Gemmo
Pongay
Jun Morales
Clip
Moody Diaz
Aling Otik
Nora Aunor
Corazon (uncredited)
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Miles Raymond, bütün hayatı bir yazar olabilme hayalleriyle geçmiş, ama evliliğindeki gibi mesleğinde de başarısız olmuş, bir İngilizce öğretmenidir. En yakın arkadaşı Jack ise, hiç kimse tarafından tanınmayan bir televizyon oyuncusudur ve evlenmek üzeredir.Miles’ın son yazarlık denemesi de başarısızlıkla sonuçlanınca en yakın arkadaşı Jack’i, evlenmeden önce, bir haftalık bir yolculuğa davet eder.
Bir barda çıkan kavga sonrası, kamyon şoförü "Rubber Duck", sadist Şerif Wallace ile karşı karşıya gelir. Bunun üzerine, birkaç meslektaşıyla birlikte eyalet sınırını aşarak kaçmaya başlar. Kamyoncularla polis arasındaki bu çılgın kovalamaca sırasında, konvoya giderek daha fazla kamyon şoförü katılır ve hepsi "Rubber Duck"ın peşinden gitmeye başlar. En sonunda, kamyoncularla polis arasında büyük bir hesaplaşma yaşanır...
Kardeşler, ıslah olmuş bir suçlunun (Josh Brolin), akıl sağlığını test eden ikiz kardeşiyle (Peter Dinklage) hayatının volisini vurmak için bir yolculuğa çıktığında, düzelme girişiminin raydan çıkmasını anlatıyor. Yol boyunca kurşunlardan, kanundan ve zorba bir anneden kaçan ikiz kardeşler, birbirlerini öldürmeden önce kopan aile bağlarını iyileştirmek zorundadır.
Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helskinki... Birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar, bu şehirlerin birçok ortak öğeleri vardır. Bunlardan bir tanesi de elbette ki sokakları gündüz-gece turlayan taksi şoförleridir. Beş şehirde, beş farklı taksi şoförü, müşterileriyle ilginç bir yolculuğa çıkacaklardır. Los Angeles'ta taksiyle evine giderken iş bağlamaya çalışan bir menajer, aradığı yıldızı taksi şoföründe keşfeder… New York'ta palyaçoya benzeyen ve şair gibi konuşan Alman bir taksi şoförü direksiyonu müşterisine bırakır… Paris'te yakışıklı Afrikalı bir adamın taksisine binen kör bir kadın arasında beklemediği bir etkileşim olur… Roma'da arabasına binen rahibe günah çıkarmaya çalışan şoför, müşterisinin ölmek üzere olduğunun farkında bile değildir…
Jake Blues, hapisten çıktıktan sonra kardeşi Elwood'la birlikte rahibeler tarafından bakıldıkları eski evlerine giderler. Kilisenin desteğini çekmek üzere olduğunu ve bu yeri eğitim için satacaklarını öğrenen kardeşler, tek kurtuluşun 11 gün içinde 5000 $'lık bir ödeme yapmak olduğunu öğrenirler. Blues kardeşler, evi kurtarmak için yardımcı olmak isterler ve bir caz albümü sayesinde gerekli parayı kazanmaya çalışırlar. Görevleri "Tanrı Hizmeti" olsa da karşılarına beklemedikleri engeller çıkar, nereye gitseler düşman edinmeye başlarlar...
Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…