Jill Clayburgh
Moira Browning
Mimi Kuzyk
Suzanne
Rosemary Dunsmore
Cynthia
Tom Skerritt
Stuart Browning
Cynthia Preston
Jani Browning
Andrew Bednarski
Brad Browning
Peter Dvorsky
Dr. Michael Kosberg
Caroline Arnold
Center Woman
Sheena Larkin
Flo
Catherine Colvey
Nancy
Lorena Gale
Gloria
Linda E. Smith
Kelly
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
De son vivant, üç kişinin hayatının bir yılına odaklanıyor. Kansere yakalanmış genç bir oğul, çaresizlik için olan bir anne ve işini yapan bir doktor. Bu üç karakter, hasalıkla mücadele ederken, yaşarken ölmenin ne demek olduğunu anlar.
Başarılı bir reklam ajansının sahibi olan Bob Jones, doktorundan aldığı haberle hayatının en büyük şokunu yaşar: Ölümcül bir kanser hastalığına yakalanmıştır ve artık geri dönüşü yoktur. Büyük bir umutsuzluk içinde, henüz doğmamış çocuğu için bir ev videosu çekmeye başlar. Amacı, ileride çocuğunun babasını tanıyabilmesi ve onun kim olduğunu öğrenebilmesidir. Ancak bu duygu dolu iç hesaplaşma ve bir Çinli şifacıya yaptığı ziyaretler, Bob’u içinde bulunduğu umursamazlık halinden uyandırır. Kendi korkularının ve öfkesinin sadece kaçınılmaz sondan kaynaklanmadığını, aksine geçmişinde saklı olduğunu fark eder…
Stephen King'in aynı adlı kısa hikâyesinden uyarlanan bu film, Chuck Krantz'ın hayatının sonundan başlayarak geriye doğru anlatılan bir hikâyeyi konu alıyor.
Film, önüne gelenle seks yapmayı ve yattığı erkekleri bir daha aramamayı kendine bir intikam ve bir hayat felsefesi haline getirmiş bir kız, rock yıldızı olma hayalinde tembel bir genç, ve bir Irak gazisinin hayatlarının araba kazasından beter bir şekilde birbiriyle çarpışmasını anlatıyor. Irak gazisi rolünde Tomb Raider filmlerinden hatırlayacağımız Noah Taylor harikalar yaratıyor. Film bittikten sonra bütün kalabalık alkışlarken, ben sessizce yerimde durup filmi sindirmeye çalıştım. Bazı filmlerin gücü, film bitince ayağa kalkıp alkışlamanıza engel oluyor.Yönetmenlik koltuğunda The Living and The Dead‘den (2006) hatırladığımız Simon Rumley’nin olduğu filmi oldukça keskin ve affı olmayan bir film olarak tasvir edebilirim.
Milly (Toni Collette) ve Jess (Drew Barrymore) yıllardır acı tatlı her şeylerini paylaşmış iki arkadaştır. Milly iş kariyerinde çok başarılı bir kadındır, eski rock'çı eşi Kit ile evlenmiş ve iki çocuğu olmuştur. Jess ise şehir planlamacısıdır ve sevgilisi Jago ile birlikte mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak bir gün Milly'nin meme kanseri olduğunu öğrenmesi her şeyin bambaşka bir şekil almasına neden olacaktır. Jess'in çocuk sahibi olabilmek için gördüğü tedavi sonucu hamile kalması, birinin büyük bir yıkım yaşarken diğerinin yıllardır beklediği haberi alması, ikilinin arasına bir mesafe koyacaktır.
Gerçek olaylara dayanan bir hikayeden uyarlanan ve televizyon kanalı HBO tarafından çekilen film, iyileşme umudu kalmayan hastaların ölmesine yardım ederek kamuoyunun gündemine oturan, 'ölüm meleği' lakaplı meşhur Doktor Jack Kevorkian'ın hayatını anlatıyor.