Catherine Arditi
Arnaud Gidoin
Armelle
Rémy Roubakha
Olivier Pajot
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Üç adam, üç kadın. Farklı hayatlar, zıtlıklar, olasılıklar ve de zevkler, hepsi bu romantik komedide birbiriyle kesişiyor
Herşey bayan Henderson 'ın kocasının vefat etmesiyle başlar. Dul kalmasına üzülmeyen bayan Henderson, dul bir kadın olarak nasıl eğlenebileceğini düşünerek üzülmektedir. Zira, diğer dullar tarafından önüne sunulan seçenekler hiç te iştah açıcı değildir. Bir gün tesadüfen, önünden geçtiği bir tiyatronun kapalı olduğunu gören bayan Henderson, şov işine girmeye karar verir. Bir tanıdığı vasıtasıyla, önce şov işinden çok iyi anlayan biri olan bay Van Damm 'ı bulur. Bayan Henderson ile bay Van Damm arasında garip bir bağ kurulur. İkili hem birbirini sevmemekte ve birbirinin ayağına dolanmakta, hemde bundan zevk almakta ve birbirlerini sevmektedirler. Dizginleri ele alan bay Van Damm, kısa sürede işletmeyi kara geçirir. Ancak diğer tüm işletmelerin bay Van Damm 'ın ortaya koyduğu işleri anında taklit etmeleri, orta vadede büyük finansal sıkıntılar doğurur.
Rüyaların, tutkuların, anıların ve kadınların yönetmeni Rimini'li Federico Fellini, Roma ile İtalya'nın en sinematografik kentine yakından bakıyor ve kendi Roma'sını anlatıyor. Filmin bir diğer adının, 'Fellini'nin Roma'sı' olması son derece anlamlı.Yarı-otobiyografik, yarı düşsel Roma, sinemacının Rimini'den Roma'ya taşındığı dönemde yaşadıklarından esinleniyor. Peter Gonzales'in yönetmeni canlandırdığı filmde Marcello Mastroianni, Alberto Sordi ve Gore Vidal gibi oyuncular izleyiciyi selamlasa da, filmin başrolünde Roma var. Konuklarıyla anlam kazanan, rengini içinde yaşayan insanlardan alan o rengarenk şehir... Belki de Fellini'nin çılgın ve melankolik bilinçaltına en yakın olan yer...
Wallace Ritchie, Londra'da mermilerin gerçek mermi olduğunu bile bilmeyen Amerikalı bir turisttir. Etrafında dönen entrikayı tiyatro zanneder. Fakat dünyanın kaderi CIA'yi bile telaffuz edemeyen bu saf ahmağa elindedir. Boş bir yüz ifadesiyle, Ritchie neşeyle ölümcül hayal dünyasına dalar. Sahte şeylerin ne kadar inandırıcı olduğuna inanamaz. Değişiklik hayatın yalnızca tuzu biberi değildir. Hayatın kendisidir.
Birlikte yaşayan bir grup zeki insan zihinsel özürlü taklidi yaparak, toplumun değerlerini sarsmayı amaçlar. Sık sık toplumun arasına karışıp rollerini gerçekleştirirler. Zaman zaman aralarına yeni isimler de katılmaktadır ve kendilerini aşacak yeni oyunlar keşfetmekte zorlanmazlar. Daima kışkırtıcı Trier'in Dogma 95 kurallarına göre çektiği, tartışmalı bir başyapıt