Susie Carlson
Sherry
Rick Cassidy
Jim
Justine D'Ore
Girl With Diary
Adam Ward
Lothar the Blacksmith / John
Cindy Wilson
Anne Marie
Flora McIntosh
Wendy Sanders
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Mario Bava’nın A Bay of Blood filmi, slasher türünün öncüsü kabul edilen bir İtalyan korku klasiğidir. 1971 yapımı bu film, 13 karakterin vahşi şekillerde öldürülmesini konu alarak, Halloween (1978) ve Friday the 13th (1980) gibi filmlere ilham vermiştir. Basit bir konuya sahip olan film, bir koyu satın almak isteyenler ile orada yaşayanlar arasındaki cinayetler zincirini işler. Bava’nın sanat geçmişi, filmin görsel estetiğine yansırken, su altındaki cesede yapışan ahtapot gibi unutulmaz sahneler sunar. Film, dönemine göre oldukça kanlı ve yaratıcı ölüm sahneleriyle dikkat çeker. Bugün biraz eskimiş görünse de enerjisi ve korku sinemasına katkıları açısından hala büyük bir önem taşımaktadır.
Arthur Kriticos (Tony Shalhoub) ve çocukları, Kathy (Shannon Elizabeth), ve Bobby (Alec Roberts), birbirleri dışında herşeylerini kaybetmişlerdir. Jean (Kathryn Anderson) Arthur’un karısı ve çocuklarının annesi, geride kalanlara birşey bırakmayan bir yangında ölmüştür. Aile, ölenin yasını tutarken günün birinde Arthur’un egzantrik amcası Cyrus’un (F. Murray Abraham) bir garip evi miras bıktığını öğrenirler. Tamamen demir ve camdan inşa edilmiş olan ev, boş alanları, keskin hatlarıyla modern bir mimari eserdir. Evi gezdikçe ve cam duvarlarına hayranlıkla baktıkça, Arthur ve çocukları bir anda dönen talihlerine inanamazlar. Asıl bilmedikleri ise bu evin derinliklerindeki karanlık sırdır. Teker teker ortaya çıkan ve korkunç ölümlerin izlerini taşıyan oniki hayalet aileyi rahatsız etmeye başlar. Aile ise bu evden sağ kurtulmak için bir bulmacayı çözmek zorundadırlar. Kendilerini kurtuluşa veya ölüme götürecek olan bulmacayı...
Los Angeles'ta özel dedektif olan John Constantine'in doğaüstü olaylardaki başarısı yadsınamaz. Bu başarısının, kelimenin tam anlamıyla cehenneme gitmiş ve geri dönmüş olmasıyla yakından ilgisi vardır. Eliyle tutup gözüyle görmediği hiçbir şeye inanmayan polis memuru Angela Dodson, ikiz kız kardeşi esrarengiz bir şekilde intihar edince Constantine ile iş birliği yapmak zorunda kalır. İkili, cenennem yaratıkları ve iblisleri alt edip Los Angeles'ın karanlık sokaklarında yollarını bulmak için birlikte savaş verirler.
28 Aralık 1999: Dünya bin yılın sonuna yaklaştığı bu günler sonun başlangıcıdır. Eski bir polis olan ve artık bir özel güvenlik şirketinde çalışan Jericho Cane, karşılaşacaklarından habersiz yeni bir güne başlar. Artık rutin güvenlik kontrollerinden canı sıkılmıştır. Aynı zamanda karısı ve çocuğunun ölümünden beri hayatta hiçbir şeyin anlamı kamamıştır. Ona lanetin yaklaştığını söyleyen bir evsizle olan garip bir karşılaşmadan hemen sonra Christine adlı genç bir kadını, evini istila eden saldırganlardan kurtarır. Cane, kehanette söylenildiği gibi genç kadının doğaüstü karanlık güçlere giden bir anahtar olduğunu anladıktan kısa bir süre sonra kendisini bir kedi fare oyununun içinde bulur.
Carol Anne teyzesi ile birlikte yüksek bir binada yaşamaktadır ve onu daha önce ele geçiren doğa üstü güçler onu takip etmiştir.
Küçük bir sahil kasabasının tek geçim kaynağı yaz ayları boyunca kasabaya tatil yapmaya gelen turistlerin bıraktığı paradır. Bu kasabanın belediye reisi kasaba sahilinde bir kızın köpekbalığı tarafından öldürülmesini örtbas etmeye çalışır ama küçük bir çocuk herkesin gözü önünde köpekbalığı tarafından öldürülünce balığı yakalayana ödül verileceği açıklanır ve büyük bir köpekbalığı yakalanınca da herkes rahat bir nefes alır. Şerifin yardıma çağırdığı uzman yakalanan köpekbalığının aradıkları balık olmadığını söylese de kimse ona inanmaz. Onun sözünü dinleyen şerif ile balığın peşin gitmeye karar verirler ve bir köpekbalığı avcısı ile yola çıkarlar.