Erkki Saarela
Usko Korkolainen
Eeva Eloranta
Tarja
Aarno Laitinen
Lasse Lindberg
Alpo Suhonen
Saarinen
Jari Järvimaa
portieeri
Riitta Viiperi
piccolo
Marita Leiko
Pia Korkolainen
Leila Silvasti
kampaaja
Eeva Mäkinen
kerrossiivooja
Juuso Juntunen
turisti hotellissa
Mats Dumell
toimittaja lentoasemalla
Raimo Häyrinen
saksaa puhuva toimittaja hotellissa
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Amerikalı eski usta hırsız, uslanmaz kumarbaz ve eroin bağımlısı Bob Montagnet'nin talihi ve parası Güney Fransa'da tükenmiştir. Yasadışı bir kulüpte, eroinin etkisinde kafası bulanmışken, yerel bir muhabbet tellalı olan Remi tarafından tuzağa düşürülmüş genç ve güzel bir Doğu Avrupalı kızla, Anna'yla tanışır. Kulüp polisler tarafından basılınca Bob, yıllar ötesine uzanan özel bir bağla tuhaf bir şekilde kader birliği ettiği dedektif Roger'nin hayatını kurtarır. Bob son parasını da at yarışlarında kaybedip iyice dibe vurunca, yardakçısı Raoul onu, Monte Carlo'da yapmayı planladıkları ihtişamlı son bir soyguna katılmaya davet eder...
Film, Darjeeling Limited filmindeki kardeşlerden Jack ve kendisini Paris'te ansızın ziyaret eden eski kız arkadaşı (Natalie Portman) arasındaki ilişkiyi yansıtıyor. Hotel Chevalier asıl film olan Darjeeling Limited'e sadece giriş yapmakla kalmayıp filmin derinleşmesini sağlayan bir ön çalışma niteliğinde.
Romeo ve Juliet, birbirine düşman olan iki ailenin çocuklarıdır. Karşılaştıkları ilk anda aşık olmuşlar ve böylece kavuşamama öyküleri başlamıştır. Juliet, Romeo'ya kavuşmak için ailesini yok saymayı göze alamaz ve kendini yok saymaya karar verir. Böylece rahibin yardımını alarak bir zehir içer; herkes onu ölmüş bilecektir. Ancak Romeo döndüğünde Julıet'in öldüğünü zanneder ve kendini öldürür. Romeo ve Juliet'te basit olarak aşk anlatılıyor denemez. Bunu "aileleri düşman, engellere rağmen vazgeçmeyen imkansız aşk" diye alımladığımızda daha doğru olur. Çünkü oyunun ana konusu en yalın haliyle, aşk ölümü bile göze alır şeklinde özetlenir.
Londra'da bir halkla ilişkiler şirketinde çalışan Helen işten kovulduğu gün bir saniye farkla metro trenini kaçırır. Ancak, bu bir saniyenin yaşamında ne büyük değişiklikler yaratacağının farkında değildir. Treni kaçıran ve trene binen iki Helen olsa, öyküleri nasıl gelişirdi? Film, biri mutlu sona, diğeri hayal kırıklıklarına uzanan yolculukta, iki Helen'in başından geçenleri anlatıyor. Son derece orijinal ve zekice bu öyküde Helen'in çifte yaşamı aşk, ihanet, dostluk ve güven duygularıyla dolu. Unutulmayacak bu romantik komedide Gwyneth Paltrow kendi ayakları üstünde var olan, çalışan bir kız rolünde.
1429 yılında küçük bir Fransız köyünden gelen genç kız işgal altındaki ülkesinin kralı olması gereken kişinin önünde durup ona tanrıdan bir mesaj getirdiğini söyler. Bu mesaja göre küçük kız o donemin en güçlü ordusunun ülkelerinde sürdürdükleri işgali sona erdireceğini ve içinde bulundukları politik ve din kargaşasına son vereceğini söyler. Bu küçük kızın söyledikleri Fransız Kralı ve etrafındaki adamlarının zamanla çok hoşuna gider ve kızın inanılmaz cesareti ile kehanet sayılacak açıklamaları sonunda kızın peşinden gitmeye karar verirler. Onun liderliğinde ülkelerini işgal etmiş bulunan İngiliz ordusunu yenerek hürriyetlerine kavuşurlar. Kızın da dediği gibi kral, hür her ülkenin kralı olarak tacını giyer ve tahtına oturur. Ancak bütün bu yaptıklarının şeytanın işi olduğuna hüküm veren din adamlarının baskısı sonucu bu minik kız ölüme mahkum edilir ve yakılarak öldürülür.