刘烨
Mao Zedong
朱亚文
Zhou Enlai
黄志忠
Zhu De
陈晓
Ren Bisshi
王景春
He Long
歐豪
Ye Ting
刘昊然
Su Yu
馬天宇
Lin Biao
张艺兴
Lu Deming
Li Yifeng
He Chang Gong
白宇
Cai Qingchuan
Liang Dawei
Chen Geng
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Gerçek bir hikayeden esinlenerek beyaz perdeye aktarılan film, organize suç örgütlerinin yükselişe geçtiği 1920'lerin Amerika'sında olağanüstü başarı gösteren dört adamın hikayesini anlatıyor: Yakışıklı Luciano (Christian Slater), yetenekli arabulucu Meyer Lansky (Patrick Dempsey), kadınsı ve inatçı Siegel (Richard Grieco) ve nazik Frank Costello (Costas Mandylor). Alçakgönüllü bir başlangıç yapan ve çeşitli etnik geçmiştere sahip olan bu ilginç dörtlünün zamanla geliştirdikleri düzen onları çok kısa zamanda yeraltı dünyasının en çok aranan isimleri haline getirir. Yardımcı rollerde Oscar ödüllü oyuncu F. Murry ve Anthony Quinn'in desteğiyle Şuç İmparatorluğu size kaçırılmaması gereken görsel bir şölen sunuyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Çin'in Japon işgali sırasında geçen tarihi film. Jackie Chan iyi adamlardan biri ama destekleyici bir rolden başka bir şeye sahip değil.
Utangaç vergi memuru, terk edilmiş bir ormandaki tapınağa sığınır. Orada, güzel kadın hayalet Siu-Shihn onu baştan çıkarmaya çalışır. Hayalete direndiğinde hayalet ona aşık olur. Maalesef, kızının hırsızların elinde ölmesinden beri Siu-Sihn'in ruhu, kindar ve 'Dam' olarak bilinen ve kızı, Kara Dağ'ın şeytani Lordu ile evlenmeye zorlayan erkek kılığında bir ağaç şeytanın içine hapsolur. Ling, şeytanlarla savaşmak için Tao ist kılıç ustası Master Yin ile güçlerini birleştirir. Yin, Ölüler diyarına giden geçici bir kapı açar. Ling, Ölüler diyarında, Siu-Shin'i evlilikten kurtarmak ve ruhunu özgürleştirmek için çaba harcar. Sonunda, başka bir bedende dirilmesi olasılığını düşünerek, kızın küllerini tekrar gömer.
Masaki Kobayashi'nin İnsan Manzaraları serisinin ilk filmi, 2. Dünya Savaşı yıllarında Japonya'nın Çin'in Mançurya bölgesini işgal ettiği yıllarda başlıyor. Parlak bir mühendis olmasının yanında bir hümanist ve savaş karşıtı olan Kaji (Tatsuya Nakadai), Mançurya'daki Çinli esirlerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi üzerine yaptığı çalışma sonrasında yeni evlendiği eşi Michiko (Michiyo Aratama) ile birlikte küçük bir maden kasabasına gönderilir. Burada kendi insani politikalarını yerleştirmeye çalışırken birçok iş arkadaşıyla ters düşen Kaji, aynı zamanda Çinli esirlerin güvenini kazanmanın da kolay olmayacağını anlayacaktır.
1940'ların Çin'inde başlayan hikayede varlıklı bir ailenin oğlu olan Wei'nin aşırı derecede kumar alışkanlığı vardır ve bu kumar merakı kısa sürede onun ve ailesinim tüm mal varlığını kaybetmesine neden olacaktır. Bu noktadan sonra ise Wei ve ailesinin Çin'in komünistleşme süreci ile birlikte yaşadıklarını görme fırsatı elde ediyoruz.