Seu Jorge
Carlos Marighella
Bruno Gagliasso
Lúcio
Luiz Carlos Vasconcelos
Branco
Humberto Carrão
Humberto
Jorge Paz
Jorge
Bella Camero
Bella
Henrique Vieira
Frei Henrique
Ana Paula Bouzas
Maria
Gui Ferraz
Guilherme
Rafael Lozano
Rafael
Adanilo
Danilo
Guilherme Lopes
Crespo
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Nâzım Hikmet‘in hayatı ile onu örnek almış ve tıpkı onun gibi hayatının bir dönemini Moskova’da geçirmiş Ahmet Ümit‘in hikâyesi Merhaba Güzel Vatanım drama belgeselinin konusu. İki yazarın gerçek hayat hikayelerinden yola çıkarak, Nâzım Hikmet’in Moskova’ya uzanan yolculuğunun, Ahmet Ümit’in fırtınalı hayatı ve 1980’li yıllarda Moskova’ya gidişi üzerindeki etkileri anlatılıyor. Türkiye tarihinden önemli kesitlerin de yer aldığı filmde, yazarların zorlu serüvenlerinin en dramatik yanları gösterilirken, sanat ve edebiyatın kurtarıcı gücü vurgulanıyor. Hayat kısa, sanat uzun sloganını benimseyen film, iki genç insanın, yaşadıkları çağın etkisiyle nasıl birer edebiyatçıya dönüştüklerini irdeliyor.
“İdealleri için mücadele veren bir kadının öyküsü!” Ülkesindeki sefalet ve iktidardakilerin yolsuzluklarıyla savaşan Brezilyalı komünist lider Luis Carlos Prestes ( Caco Ciocler), halkın ve yoldaşlarının deyimiyle ‘Umudun Şövalyesi’ ülkesi tarafından sürgün edilmiş isyancı bir liderdir. Moskova’da yaşayan Carlos, Brezilya’daki Vargas diktatörlüğüne karşı devrim planı yapmaktadır. Carlos’u Brezilya’ya güvenli bir şekilde götürme görevi Olga’ya ( Camila Morgado) verilir. Alman Yahudi’si olan Olga, Moskova’da askeri eğitim almış, daha iyi bir dünya için uğraş veren bir devrimcidir. 29 Aralık 1935’te Brezilya’ya yolculuk başladığında, aşk ve aile inancına karşı olan tabularını yıkar. Faşizmin hüküm sürdüğü ülkelerdeki tüm gerçekliğin açıkça sergilendiği, uzun süre unutulmayacak kusursuz bir dram. Fernando Morais’in aynı adlı kitabından uyarlanan film, başarılarını Brezilya’da yapılan film festivallerinde ‘En İyi Film’, ‘En İyi Kadın Oyuncu’, ‘En İyi Yönetmen’ ödülleriyle taçlandırmıştır.
Tár, dünya çapında sanatının en iyilerinden biri olarak kabul edilen ve büyük bir Alman müzik orkestrasının ilk kadın şefi olmayı başaran Lydia Tár'ın hayat hikayesini konu ediyor.
Korkulan haydut Cobra Verde (Klaus Kinski), bir plantasyon sahibi tarafından kölelerini denetlemesi için tutulur. Plantasyon sahibi, Cobra Verde'nin genç kızlarıyla yattığından şüphelendikten sonra onun ortadan kaybolmasını ister. Fakat onu öldürmeyip, Afrika'ya yollar. Bölgedeki tek beyaz olan Cobra Verde kendisini işkencenin ve aşağılanmanın kurbanı olarak bulur. Evinden çok uzakta olan Cobra Verde artık delirmenin eşiğindedir.