Katherine Genge
Caroline
Suzanne Sadler
Edith
Dianna Craig
Erin
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Lawrence Talbot’un çocukluğu, annesinin öldüğü gece sona ermiştir. Lawrence, sessiz sakin Victoria dönemi kasabası Blackmoor’u terk ettikten sonra kendisini toplayıp herşeyi unutmak için uzun yıllar boyunca ortalıkta görünmez. Ancak kardeşinin nişanlısı Gwen Conliffe’in (Emily Blunt), kaybettiği biricik aşkını bulmak için yardımını istemesi üzerine arama çalışmasına katılmak için geri döner. Kasabaya ulaştığında doymak bilmeyen bir kana susamışın kasaba halkını tek tek öldürdüğünü; olayı araştırmak için Aberline (Hugo Weavin) adlı bir Scotland Yard müfettişinin kasabaya geldiğini öğrenir. Lawrence, vahşet dolu bulmacanın parçalarını birleştirdikçe dolunayda ortaya çıkan kurt adamlarla ilgili çok eski bir laneti duyar.
Büyük beğeni kazanan bir yarı otobiyografi olan Amarcord, 1930larda Mussolini hakimiyetinden hemen önce küçük bir Adriyatik köyündeki yaşam üzerine odaklanmaktadır. Bahar geldiğinde köyde bir festival düzenlenir ve yeni yaşamı kutlamak için sembolik bir şenlik ateşi yakılır. Meydandaki bu buluşma, film boyunca gerçekleşecek birçok buluşmanın ilkidir. Her bir araya geldiklerinde, topluluğun renkli üyeleri kendilerini bütünüyle ortaya koyup tuhaf kişiliklerinden övünç duyarlar. Fesat hâkim olur her yerde. Filme yayılan kaotik hava filmde açık bir olay örgüsü görülmesini zorlaştırır. Amarcord gerçeküstü birkaç sekansa bölünür ve bunlardan birkaçı rengârenk köy ortamında oradan oraya dolaşıp duran Titta adlı genç bir adamın çevresinde gelişir. Siyaset ve aile ilişkileri grotesk bir uyumsuzluk ortamında birbirine karışır. Amarcord 1975 yılındaki En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü de dahil tam 13 ödül kazandı.
1890'ların Londra'sında yaşayan iki centilmen hayatlarına heyecan katmak amacıyla bir takım gerçekleri çarpıtır. Worthing (Colin Firth - Bridget Jones's Diary) sıkıcı kasaba yaşamını arkasında bırakmak ve büyüleyici güzellikteki Gwendolyn'i ziyaret etmek için Earnest adında bir ağabeyi olduğunu iddia eder. Montcrieff (Rupert Everett - My Best Friend's Wedding) Worthing'lerin malikanesinde güzel Cecily'i (Reese Witherspoon - Legally Blonde) görür görmez 'Earnest' ismini almaya karar verir. İşler hepsinin kasabada buluşmasıyla karışır.
Pek çok aile için taşınmak yeni bir başlangıçtır.Ancak Creedler için bu, sonun başlangıcı olabilir.Çünkü taşındıkları yer Hayvan Mezarlığı'nın tam yanıdır.Bu mezarlık yeniden canlanma gücü olan gizemli yerlilerin gönüllü olduğu toprakları barındırmaktadır.Korku ustası Stephen King sizi ve Creed'leri cehenneme götürüp geri getirecek.(Ama Creed'lerin dönüş bileti olmayabilir). Bu korku dolu gezide rehberiniz, hayatın sırlarını ve bazen ölümün bir kurtuluş olduğunu bilen yaşlı Jud Crandall...
Anneleri ölümcül bir ciğer hastalığına yakalanan iki kardeşten büyük olanı bir bakım evine, diğeri ise (ingemar) dayısının bir başka kentteki evine gönderilir. Ağabeyi, hastalıklarla boğuşan annesi ve çok sevdiği Sickan ile birlikte yaşamaktadır. Ağabeyi sürekli olarak onu hakir görmekte ve onunla eğlenmektedir. Ingemar da onunla pek anlaşamamaktadır. Yaz tatili esnasında annesinin yalnız kalmasının daha iyi olacağı düşünüldüğünden dayısının yanına yollanır. Ingemar içinde bulunduğu yepyeni ve taptaze ortamda kendi hayatının dönüşümünü seyretmeye başlayacaktır. Yaz biterken ise artık anlatacağı çok şeyi olacaktır.
Donald Webster (Riddaway) , Ken Hutchison (Norman Scutt) David ve karısı Amy, şehirdeki karmaşadan ve artan toplumsal şiddet olaylarından kaçarak Amy'nin doğup büyüdüğü kasabaya yerleşmeye karar verirler. Fakat kaçtıkları şiddet, hiç beklemedikleri bir şekilde onları bu küçük İngiliz kasabasında bulacaktır.Yeni taşındıkları eve bir garaj yaptırabilmek için tuttukları dört işçi, Amy'nin yıllar evvel erkek arkadaşı olan Charlie tarafından yönetilmektedir. Ama çok geçmeden bu grup, genç çiftin başına bela olur. David'le sürekli dalga geçerek Amy'ye de sarkıntılık ederler. David, son derece sakin bir tavırla olaylarla başa çıkmaya hatta kendini onların arasına kabul ettirmeye çalışsa bile korkunç olayların önüne geçmeyi başaramaz.
James Stevens(Anthony Hopkins), İkinci Dünya Savaşı öncesinin çalkantılı İngiltere'sindeki, Darlington Malikânesi'nin baş uşağıdır ve kurallara olan aşırı bağlılığıyla ün salmıştır. Yanında çalışan işçilere karşı çelik disiplini uygulayan bu adam hayatını Lord'unun(James Fox) hizmetine adamıştır.Sürüp gitmekte olan bu durum, aşçıbaşı Miss Kenton'ın(Emma Thompson) malikâneye gelmesiyle çatlamaya başlar. Kenton, merhametli, ince ruhlu bir kadındır. Gözü hizmetten başka bir şey görmeyen Stevens, Bayan Kenton'a karşı sıcak duygular hissetse de bunu açığa vuramayacak kadar gururludur...
Eski bir Vietnam gazisi olan John Rambo, terhis olduktan 7 yıl sonra yürüyerek geldiği bir kasabada biraz dinlenip karnını doyurmak ister. Ancak kasabanın şerifi, Rambo'yu hoş karşılamaz ve kasabadan ayrılmak istemeyen Rambo'yu tutuklayıp karakola götürür. Karakolda gördüğü işkenceler sırasında aklına savaşta yaşadıkları gelen Rambo kendini kaybeder ve kasabanın yakınındaki ormanlık alana kaçar. Peşindeki güvenlik güçlerinden kurtulmak için gördüğü eğitimi uygulamaktan başka şansı olmayan Rambo'nun eski Yeşil Bereli olduğunu öğrenen polis kuvvetleri ise eski komutanı Albay Samuel Trautman'dan yardım isteyecektir.