遠藤新菜
Nina
SUMIRE
Su
柳喬之
Yanagi
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Film Japonlara esir düşmüş İngiliz ve Amerikalı askerlerin Singapur'daki Changi kampındaki son günlerini anlatıyor. Filmde Japonları neredeyse hiç görmüyoruz. karaborsanın, yalanın dolanın gırla gittiği, yüce askeri değerlerin, rütbelerin hiç bir anlam ifade etmediği kampın kralı amerikalı onbaşı king rolünde George Segal [ki kendisini just shoot me'nin babası olarak hatırlayabilirsiniz], king'in gerçek hayatta aynı salonlarda bulunmasının pek mümkün olmadığı kankası pete marlowe rolünde james fox ve bu ikisine beslediği düşmanlıkla ayakta duran sevimsiz teğmen grey rolünde tom courtenay harikalar yaratıyorlar.
1900 yılında, elit bir kız okulu, Hanging Rock adlı dağlık bir bölgeye sevgililer gününde gezi düzenler. Fakat üç öğrenci ve bir öğretmen, bu gizemli yerde kaybolur.Herkes onları bulmak için seferber olsa da, ne onlar ne de kaybolmalarının sebebi bulunamaz, bu sorunun cevabı izleyiciye bırakılmıştır. Fakat bu kayboluş toplumdaki herkesi etkiler. Kaybolan öğrencilerden biri bulunsa da başına ne geldiğini, ya da arkadaşlarına ne olduğunu hatırlamaz.Uluslararası alanda adı duyulan ilk Avustralya filmlerden biri olan Picnic at Hanging Rock, bu anlamda sinematik ve tarihsel açıdan büyük öneme sahiptir.
Sadakatsizlik nedir? Sevişmek? Flört etmek? Aklından geçirmek? New York’lu mükemmel çift Joanna ve Michael, Michael’ın çekici ve işveli bir arkadaşıyla çıktığı iş gezisi sonrası aldatmak, pişmanlık ve arzu üzerine acı bir biçimde kafa yoracaktır. Ama bunun sonucunda Joanna eşini suçlayacak ve başkasının kollarına itecek, sonra da kendisine hâlâ âşık olan eski erkek arkadaşıyla öylesine buluşacaktır. Bu işin sonu nereye varacaktır? * İran asıllı Amerikalı senarist Massy Tadjedin’in ilk yönetmenlik denemesi olan bu romantik dram, 2010 Toronto Film Festivali’nin kapanış filmi oldu.
Müthiş bir dönüşüm ve modernleşmenin pençesinde bölünmekte olan Japonya'dayız. Taşralı, emekli bir karı-koca, Tokyo'da yaşayan evlenmiş çocuklarını ziyarete giderler. Gençler giderek hızlanmakta olan şehir yaşamının meşguliyeti içerisinde, onlarla ilgilenmektense birbirlerine pas edip kurtulma hafifliğindedirler. Sadece savaşta ölmüş oğullarının dul gelini yaşlı çifte şefkat ve ilgi gösterir. Evlerine döndüklerinde kırgın ve kafaları karışıktır. Çocukların titreyip kendilerine gelmesi için dramatik bir olayın gerçekleşmesi gerekecektir. Ülkesinin 50'li yıllarda geçirdiği kültürel dönüşümün izini sürmekten yorulmayan Japon yönetmen Yasujiro Ozu'nun hem kendi başyapıtı hem de eşsiz ritmiyle, sinema sanatının en güzel filmlerinden biri.