Fred MacMurray
Ned Chadwick
Kathleen Maguire
Valerie Chadwick
Darleen Carr
Joan Chadwick McTaggert
Jane Actman
Lisa Chadwick
Stephen Nathan
Tim Chadwick
Lara Parker
Eileen Chadwick Hawthorne
Alan Fudge
Alex Hawthorne
Frank Michael Liu
Lee Wu-Tsaung
John Larch
Fargo
Barry Bostwick
Duffy McTaggert
Margaret Lindsay
Elly
Walter Brooke
Dr. Simon
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
1960’lardan 2000’lere kadar iki erkek kardeşin hayatını beyazperdeye taşıyan İtalyan yapımı epik bir film... 1966'da üniversite çağında olan Nicola ve Matteo, akıl hastanesinde kötü muamele gören Giorgia isimli kız ile karşılaştıklarında, hayatlarının dönüm noktasına gelmişlerdir. Genç kız için yapılacak fazla bir şey yoktur ve her ikisi de bu adaletsizliğe karşı kızgındır. Nicola düzene karşı çıkarak önce hippilerin arasına karışır ve ardından Giorgia gibilere yardım etmek için psikoloji okumaya karar verir. Matteo ise eşitsizlikleri giderebilmek için kanun adamı olma yolunu seçer ve önce orduya ardından da polis akademisine kaydolur.
30 yaşındaki Joy Jordan; anne ve babasının, Florida güneşi altında yeni bir yaşama doğru uzaklaşırlarken arkalarında bıraktıkları New Jersey'deki evde, yalnız yaşayan, bekar bir genç kadındır. Yaşlı çiftin sevgiden yoksun ve acıklı evlilikleri ise, cazibesi yıllar önce sönmüş olan Diane'ın tehdi altındadır. Öte yandan hayattan umudunu kesmemiş olan Joy, doğru erkeğin ve kariyer başarısının hemen köşeyi dönünce karşısına çıkabileceğini düşünecek kadar saf gözlerle bakmaktadır yaşama. Halihazırdaki erkek arkadaşı Andy'yi kaybettikten bir süre iş değiştirip yetişkinler için eğitim veren bir "hayır kurumunda" işe başlar. Buradaki öğrencilerinden Rus göçmeni, taksi şoförü ve bir hırsız olan Vlad ile romantik bir ilişkiye de girecektir.
Modern Amerikan ailesi ortalama 1.87 çocuk sahibidir. Fakat Tom Baker ve sevgili eşi Kate bir düzine çocuk sahibi olarak hayatın belki daha ucuz değil ama daha iyi olacağına inanmaktadırlar.Baker'ların hayatı Illinois'in küçük bir kasabasında kalabalık aileleri ile mutlu ve huzurlu geçmektedir.Tom'un kasabanın futbol takımının koçudur. Ailenin günlük yaşamı sevgi ve kaosla örülüdür...Ne tür kaos mu... Çocukların kurbağasının kahvaltı masasında zıplaması gibi kaoslardan bahsediyoruz...Tom hayalindeki iş olan büyük bir ünivesitenin koçluğu teklif edildiğinde aile meclisini toplayıp her ne kadar çocukları istemese de yeni bir hayata adım atmaya karar verirler.Aynı zamanda Kate de hatıralarını yazdığı kitabın basılacağını öğrenir.Ajansı onu New York'a kitabının tanıtımını yapması için çağırmaktadır. Tom hem bütün çocukların sorumluluğunu hem yeni eve ve yeni işe alışmanın güçlüğünü tek başına yüklenmek zorunda kalacaktır.
Ellili yaşlarının başındaki boşanmış Rémy, hastaneye yatırılır. Rémy'nin eski eşi Louise, başarılı bir maliyeci olan oğulları Sébastien'dan Londra'daki son derece cazip işini bırakıp eve dönmesini ister. Sébastien tereddüt eder; babasıyla ikisinin uzun yıllardır birbirlerine söyleyecek lafları kalmamıştır pek. Ancak insafa gelerek, annesine yardım edip babasının ölümcül kanserle mücadelesini desteklemek üzere Montreal'e uçar. Sébastien gelir gelmez yeri göğü birbirine katar, ilişkilerini devreye sokar ve Rémy'yi bekleyen sıkıntıları azaltmak uğruna, akla gelebilecek her şekilde sistemi zorlar. Babasının geçmişine damgasını vurmuş neşeli ekibi de, yani akrabaları, dostları, eski metresleri, onun yatağının etrafında toplar. Bu "barbar istilâları" çağında bu insanlar ne hale gelmişlerdir? O eski günlerin fütursuzca davranışları, dostluğu ve farfarası hâlâ yerli yerinde midir? Mizah, zevk düşkünlüğü ve arzular hâlâ düşlerini süslemekte midir?