Łukasz Sikora
Franek
Dorota Pomykała
Franek's Mother
Katarzyna Gałązka
Bogusia
Jan Dravnel
Beno
Maciej Konopiński
Andrzej
Robert Gulaczyk
Mietek
Grzegorz Mielczarek
Tadeusz
Marek Rachoń
Janek Bógdoł
Tomasz Sapryk
'Dziadek'
Adam Bobik
'Młody'
Mariusz Jakus
Prison Warden
Mateusz Nędza
Krystian
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Dans tutkunu Afshin Ghaffarian dans etmenin dahi yasaklandığı bu dönemde, yakın arkadaşlarını organize edip gizli bir dans ekibi kurmayı başarır. Tutkulu bir dansçı olan Elaheh (Freida Pinto) bu ekibe katılır. Afshin’in hayattaki tek tutkusunu muhafaza etme ve yasaklara karşı başkaldırış hikayesi sıra dışı olayları beraberinde getirir.
Çin, 1920'ler.. 19 yaşındaki Songlian Chen Zuoqian (Li Gong), elli yaşındaki Chen'in dördüncü karısı olarak evenmek zorunda kalır. Kadınlar kale gibi bir yerde, herbiri ayrı evlerde yaşamaktadırlar. Chen'in geceyi kiminle geçireceği kadınların evlerinin önünde yakılan kırmızı gece lambalarıdan (lantern) belli olmaktadır. Film, kadınlar arasındaki çekişmeyi olağanüstü görsellikle anlatmaktadır...
1968 yılında Prag'dayız. Bir beyin cerrahı olan Tomas, o yıllarda ülkede esmekte olan özgürlük rüzgarlarının da etkisiyle hareketli bir cinsel hayata sahiptir. Çalıştığı hastanedeki hemşireler de hastalar da, adeta onu mutlu etmek için sıraya girmiş gibidir. Oysa Tomas'ın gözdesi kendisi gibi hayatı, cinselliği ve ilişkileri hafife alan Sabina'dır. Yakışıklı doktorun hayatına genç ve tuhaf bir cazibesi olan taşralı Tereza girdiğinde işler değişir. Tutku dolu genç kadınla evlenmeyi kabul da etse Tomas hastanedeki çapkınlıklarına devam eder ve Sabina'yı görmeyi sürdürür. Apolitik bir adam olan kahramanımız her ne kadar görmek istemiyor olsa da, ülkedeki özgürlük havası, Sovyetler Birliği'nin demir yumruklu müdahalesi ile yerini şiddete bırakmak üzeredir. Prag Baharı sona ererken hepsinin hayatları derinden sarsılacaktır.
1950'lerde İsveç'te geçen hikayede, ergenlik çağındaki Erik, üvey babasının dayağı yüzünden hayatı çekilmez hale gelmiş bunalımlı bir gençtir. Üvey babasının verdiği bir kararla evden uzağa, bir yatılı okula gönderilen Erik, bunu bir kurtuluş gibi görse de kısa zamanda hiç de göründüğü gibi olmadığını farkedecektir. Okulda öğrenciler arasında ciddi bir rekabet vardır ve güçlü öğrencilerin güçsüzleri ezdiği bir ortam oluşmuştur. Öğretmenlerin bile öğrenciler kadar baskı altında olduğu bir tür hapishanede olduğunu farkeden Erik'i, artık geride bıraktığı yaşantısından bile daha zor günler beklemektedir.