Alexandru Papadopol
Ovidiu
Dragoș Bucur
Vali
Ioana Flora
Betty
Razvan Vasilescu
Marcel Ivanov
Doru Ana
Doncea
Luminița Gheorghiu
Ovidiu's mother
Constantin Drăgănescu
Ovidiu's father
Petre Pletosu
Plutonierul
Jana Gorea
Bunica
Șerban Georgevici
Bodyguard
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Paul Hanganu iki kadına aynı anda aşıktır. Bir yanda hayatının tüm zorluklarını paylaştığı, eşi ve çocuklarının annesi Adriana, diğer yanda kendi kendini tekrar keşfetmesine yardımcı olan Raluca. İkisinden birini Noel'den önce terketmek zorundadır.
Devrim gerçekten oldu mu? Peki olduysa, siz o sırada neredeydiniz? Corneliu Porumboiu’nun filmi Bükreş’in Doğusu; Romanya diktatörü Çavuşesku'nun, 22 Aralık 1989 günü saat 12.08'de Bükreş'ten kaçışının, devrimin üzerinden on altı yıl geçtikten sonra, bir televizyon programında yeniden masaya yatırılmasını konu alıyor. Programı hazırlayan aksi sunucu Jderescu’ya (Teodor Corban) ise ek iş olarak Noel Baba kılığına giren emekli Piscoci (Mircea Andreescu) ve maaşının tümünü içki borcuna yatıran tarih öğretmeni Manescu (Ion Sabdaru) eşlik ediyor... Bu tuhaf üçlü canlı yayındayken izleyicilerin de telefonla tartışmaya katılmalarıyla, devrim anıları ve bakış açıları birbirine giriyor. Bu harika durum komedisi tarihi, hafızayı ve bakış açılarını sorgularken gerçekliğin sınırlarını zorluyor. Devrim, kendi küçük kasabalarında da oldu mu, olmadı mı?
Yetimhanede birlikte büyüyen, burada cinsel taciz gibi zorlu durumları birlikte atlatan iki yakın arkadaşın yolları ilerde ayrılır; Voichita Almanya'ya göçer ve orada yaşar; Alina ise Romanya'ya yerleşip oradaki bir manastıra sığınır. Voichita depresyon ve yalnızlıktan müstarip olduğu Almanya'dan Romanya'ya eski arkadaşını ziyarete gider. Ancak Alina'yı yaşadığı manastırda bulduğunda beklemediği bir durumla kaşılaşır * Yönetmen, '4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün' filmiyle dünya çapında tanınan ve Altın Palmiye olmak üzere onlarca ödüle layık görülen Cristian Mungiu * 4 ay 3 hafta 2 gün filmi benim için bi dönüm noktası olmuştu. bayıla bayıla filmi izlerken hadi yönetmeni takip listeme alayım dedim ve bu filmi izledim. çok ama çok vasat bi film olmuş filmin sonuna kadar ilginç bir şeyler olacağı yönünde inancınızı kaybetmiyorsunuz, ama öyle olmuyor. Mıy mıy kadınlar ağlayışlar ve amenodan başka bir şey değil, zaman kaybı * Dupa Dealuri, benim gözümde The Hunt ve Amour'u geçerek zirveye yerleşti.
Bükreş’in üst sınıf ailelerinden birine mensup olan Bayan Cornelia, oğlunun geçirdiği ölümcül bir trafik kazasından sonra onun tüm sorumluluklarını eline alır. Barbu, kazada küçük bir çocuğu öldürmüştür. Bayan Cornelia, bu durum karşısında oğlu hakkında tüm gerçekleri öğreneceği gibi durumu düzeltmek için tüm varlığını ortaya koyacaktır.
Eric Rohmer’in ‘Ahlak Üzerine Altı Öykü’ (Six Moral Tales) serisinden ilham alan genç yönetmen Puiu, benzer bir şekilde Bay Lazarescu’nun Ölümü’nü Bükreş banliyölerinde geçen altı filmden oluşacak bir serinin ilk filmi olarak kurgulamış. Bay Lazarescu Bükreş’te bir apartman dairesinde tek başına, üç kedisiyle yaşayan 60’lı yaşlarında bir alkoliktir. Bir gece mide krampları ve bulantısıyla uyanınca acil servisi çağırır ve beklemeye başlar. Ambulans nihayet geldiğinde, Lazarescu’nun büyük şehir tıp dünyasındaki karanlık yolculuğu başlar; bir hastaneden diğerine sürüklenir, yanlış teşhis konur, tekrar teşhis konur, beklemeye alınır ve saatler ilerledikçe durumu kötüleşir. Neredeyse bir belgesel lezzetinde gerçekçi olan film, yönetmenin kendi tabiriyle televizyon dizisi ER ile Rohmer’i buluşturuyor ve bolca kara mizah da içeriyor. Film, eleştirmenlerce bir başyapıt olarak nitelendiriliyor; Bükreş dünyanın herhangi bir şehri, Bay Lazarescu ise pekala yan komşunuz olabilir.