Matthias Schweighöfer
Daniel
Marie Zielcke
Laura
Jean-Hugues Anglade
Der Fremde
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Travis Wilker, hayatının kontrolünü ele geçirmek için, çocukluğuna musallat olan halüsinasyonlardan kurtulmak zorundadır.
Geçmişte Kongo Maden Bakanı'na düzenlenen bir suikaste karıştığı yönünde deliller bulunduğu için casusluğu bırakmak zorunda kalan Jim Terrier adlı uluslar arası ajan (Sean Penn), artık Afrika köylerine temiz içme suyu sağlayan bir organizasyonda çalışmaktadır. Ancak eski patronları, cinayetteki rolü nedeniyle onun peşini bırakmaz ve yerini tespit ederler. Rahat edebilmek için adını temize çıkarmak zorundadır. Bu yüzden sevgilisinin yanına, Barcelona'ya döner ve sonra Avrupa'yı şehir şehir taramaya başlar. Yalnız aklına getiremediği bir şey vardır, sevgilisini ona karşı kullanabilme ihtimalleri...
Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzurevinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Hapishanedeki hücrelerinden alınan idam mahkumlarının elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına giderken yürüdükleri, bir millik yeşil yolda yaşananlara her defasında tanık olan Edgecomb, ömrü boyu unutamayacağı olaylara tanık olur. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkumu nakleder ama hiç birisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı bir adam olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince, kırılgan ve düşünceli bir yapıya sahip olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Edgecomb'un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile aralarında bir diyalog başlar.
Genç kardeşler Vanya ve Andrey’in babaları, on iki yıl süren bir ayrılığın ardından ansızın çıkagelir. Babaları geldiğinde çocuklarını bir tatile götürmek ister. Annelerinin izni ile babalarına hasret kalmış olan kardeşler, bu tatile gitmeye hazırdırlar. Ancak bunca zaman sonra ortaya çıkan bir baba figürü, çocukların hayalindekinden farklıdır.
1900 yılında, elit bir kız okulu, Hanging Rock adlı dağlık bir bölgeye sevgililer gününde gezi düzenler. Fakat üç öğrenci ve bir öğretmen, bu gizemli yerde kaybolur.Herkes onları bulmak için seferber olsa da, ne onlar ne de kaybolmalarının sebebi bulunamaz, bu sorunun cevabı izleyiciye bırakılmıştır. Fakat bu kayboluş toplumdaki herkesi etkiler. Kaybolan öğrencilerden biri bulunsa da başına ne geldiğini, ya da arkadaşlarına ne olduğunu hatırlamaz.Uluslararası alanda adı duyulan ilk Avustralya filmlerden biri olan Picnic at Hanging Rock, bu anlamda sinematik ve tarihsel açıdan büyük öneme sahiptir.