Robert Carradine
Frank James
Johnny Crawford
Lana Wood
Darby Hinton
Don Collier
Ken Arnold
Johnny Alonso
Raw Leiba
Kathy Searle
Leanna Chamish
Mabel
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
1927 yılında Atlas Okyanusu'nu uçakla tek başına geçen ilk pilot olan Amerikalı Charles Lindbergh'in maceralı yolcuğunun öyküsünü anlatan film adını bu öncü havacının rekorunu kırarken bindiği uçağın adından almıştır. Lindbergh, uçağı satın alabilmesi için gerekli olan parayı kendisine inanan dokuz St. Louis’ li iş adamı ve bankacıdan bulduğu için uçağına bu adı vermişti.Ünlü öncü havacı Charles Lindbergh'in 20 Mayıs 1927'de New York'tan tek motorlu ve eksik donanımlı bir uçakla tek başına havalanıp 33,5 saat süren bir yolculuktan sonra 21 Mayıs'ta Paris'e inerek bu alanda bir ilki başardığı maceralı yolculuğun öyküsünün anlatıldığı filmde Charles Lindbergh'i canlandıran James Stewart bu rol için oldukça yaşlı bulunmuştu. Film çekildiğinde 48 yaşında olan Stewart 25 yaşındaki Lindbergh'i oynuyordu.
Güvenilen biri olan Ernest Worrell (Jim Varney) bir cinayet davasında jüri üyesi seçilir. Ancak yargılanan Felix Nash'e çok benzemektedir. Felix hapisten kaçar, onun yerine ona çok benzeyen Ernest hapse atılır.
Keith Carradine, Napolyon Fransasında kendi halinde efendi bir atlı suvaridir. Harvey Keitel ise kuduz köpek gibi karşısınana çıkıp ta dallamaca laf edeni (etmeyeni de) düelloya davet eden bir başka .çılgın süvaridir. gün gelir, bir düello sonrasında Carradine Keitel'e generalin emrini iletmekle görevlendirilir; böylelikle seneler boyunca sürecek bir kavga başlamış olur. bir türlü birbirlerini öldüremezler. Carradine'in pek umurunda değildir mesele ama, kariyerinde ilerledikçe ve görüp geçirdikçe, en olmadık yerlerde birden karşısına çıkar Keitel, ve düelloya davet eder kendisini.
Ünlü beyzbol oyuncusu Lou Gehrig'in kariyeri ve hayat hikayesini anlatan bir yapım. Gehrig’in yaşamından uyarlanan The Pride Of Yankees, Amerikan erkeği açısından "duygusal sinema" dendiğinde ilk akla gelen filmlerden biridir. Gary Cooper’ın kariyerinin en başarılı performanslarından biri ile Gehrig’i canlandırdığı film, Gehrig’in konuşmasını Cooper’ın ağzından aktararak yürek burktuğu kadar, gururlandıran muazzam bir final de sunmaktadır...
Banka soyan bir grup kaçarlarken terkedilmiş bir eve sığınırlar. Nasıl bir şeytanla karşılaşacaklarına dair hiçbir fikirleri yoktur. Terk edildiğini tahmin ettikleri bu eve güvenli demek imkansızdır.Gece olduğunda ve fırtına yaklaştığında , grubun her üyesi evin içinde garip şeyler görmeye başlarlar.Kuyudan gelen sesler , parçalanmış vücutların görüntüleri , merdiven altından gelen tırmalamalar yüzünden uykusuz saatler geçirirler. Grubun içindeki korku arttıkça ve evin içindeki doğaüstü güçler kendilerini gösterince, duvarlar arasına sıkışmış bu kızgın ruhla birlikte karşı koymak zorunda kalırlar.