Palle Huld
Ung mand
Ejner Federspiel
Antikvitetshandler
Elith Foss
Møbelkender
Inger Bahnson
Ung kvinde
Bodil Lindorff
Jenny Larsen
Kvinde
Lone Knutzon
Georg Philipp
Mand
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Hikaye, İkinci Dünya Savaşı'nın son yılında Birleşik Devletler Ordusuna hazırlanan ve temel eğitim için Biloxi, Mississippi'ye gönderilen 20 yaşındaki Brooklynli Yahudi bir Yahudi olan Eugene Morris Jerome'a odaklanıyor . Oradayken, hayatın her kesiminden diğer askerlerle başa çıkmayı öğrenir, aşık olur ve bekaretini ideal olmayan koşullarda kaybeder, tüm bunlar eksantrik bir tatbikat eğitmeniyle uğraşmak zorunda kalır.
Sarah Miles, kocası Çavuş Henry tarafından verilen bir partide yazar Maurice Bendrix'e aşık olur. İkili kısa bir süre içinde kendilerini yasak bir ilişkinin cinsel cazibesine kaptırırlar. Londra'nın bombalandığı günlerde Bendrix'in evine isabet eden bir bomba çifti yatakta yakalar. Bendrix ölümden döner. Sarah sevgilisine haber vermeksizin, ilişkisine sürpriz bir şekilde son verir. Bendrix artık terk edilmiş biridir. İki yıl sonra, 1946 yılında, yağmurlu bir günde Bendrix tesadüfen Henry ile karşılaşır. Bendrix, Sarah'a olan aşkını hatırlar ve yeniden ona dönmenin yollarını arar. Bir süre sonra onun hayatına yeniden girmeye başarır. Aniden biten eski aşkı tekrar gündeme gelir. Ama bu sefer aşkının neden aniden bittiğini öğrenebilecektir.
Filmlerinde dönemin toplum ve aile yapısına değinen Mike Leigh’nin rotası bu kez iki çocuklu bir İngiliz ailesine çevriliyor. Wendy ve Andy maddi sorunlarına rağmen ikiz kızlarıyla birlikte mutlu bir aile tablosu çizmektedir. Anne ve babalarının iyimserliğine rağmen Nicola ve Natalie portrenin dışından onlara bakmaktadır. Bulimia hastası olan Nicola, aksi tavırlarıyla kendine bir kalkan oluştururken, erkek gibi giyinen Natalie de kendi dünyasında yaşamaktadır. Birbirlerinden zihinsel ve duygusal olarak kopan aile bireylerinin birbirlerini tekrar keşfetmeleri ise filmin adının yarattığı beklentiyi bizlere hatırlatarak, kimi zaman hüzünlü ama sonuç olarak keyifli bir sinema deneyimi yaşatıyor. Film boyunca ve hatta film bittikten sonra da kahkahaları akıldan çıkmayan Alison Steadman çeşitli ulusal festivallerde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alırken, Nicola rolüyle çok başarılı bir performans sergileyen Jane Horrocks da “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülünü kazanmıştır.