Nicholas Tucci
JP Smith
Justin Andrew Davis
Alex
Sadie Scott
Ruby
Alex Beechko
Nora
Connor Dylan
Josh
Kevin Gonzalez
Jonah
Joanna Janetakis
Karina
Max MacKenzie
Tyler
Morgan Nichols
Mark Marron
Donnie
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Federico Fellini'nin ünlü Sekiz Buçuk filminin Hollywood versiyonu... Yetenekleri ve aşk hayatı çöküntüye uğrayan yönetmen Guido, son filminin yapımından vazgeçmek üzeredir. Sıkıntılardan kurtulmaya çalışırken, bir sürü güzel kadınla kurduğu çalkantılı ilişkiler içinde kaybolur. Metresi, karısı, ilham perisi, sıradaşı, cilveli bir muhabir, öğretici bir ve annesi ile hayatını paylaşan Guido, dibe yaklaşırken bir kurtuluşun peşindedir. Ve Guido, bir sanatçının dramını, özgün diliyle gözler önüne sermektedir.
Judy Davis’in canlandırdığı Joan Fraser, 1950’lerde fanatik bir komünisttir ve Joseph Stalin’e (F. Murray Abraham) hayrandır. Stalin’e yazdığı mektuplar dikkat çeker ve Moskova’ya davet edilir. Orada Stalin’le bir gece geçirir, Stalin aynı gece ölür ve Joan hamile kalarak Avustralya’ya döner. Çocuğunun babasının Stalin mi yoksa aynı gece birlikte olduğu ajan Nine (David Ogden Stiers) mı olduğundan emin değildir. Joan, oğlu Joe’yu (Richard Roxburgh) devrimci ideallerle yetiştirir, ancak Joe annesinin sol siyasetine isyan eder ve polis sendikası lideri olur, Avustralya’yı 1989’da iç savaşın eşiğine getirir. Mockumentary tarzındaki film, absürt komediyle politik taşlama sunar. Judy Davis’in performansı ve güçlü kadro (Sam Neill, Geoffrey Rush) öne çıkar, ancak yavaş tempo eleştirilmiştir.
Lawrence Michael Levine’in yazıp yönettiği Black Bear, yaratıcılık konusunda sıkıntı çeken bir film yapımcısının hikâyesini konu alıyor. Geçirdiği sıkıntılı dönemde inzivaya çekilme ihtiyacı duyan Allison karakterinin bir arkadaşının önerisiyle gittiği göl kıyısındaki evde, evin sahipleri olan müzisyen Gabe ve dansçı partneri Blair ile geçirdiği günleri sıra dışı bir anlatımla aktaran film, üç karakterin olay örgüsündeki kırılmalarla değişen ilişki dinamikleri üzerine kurulu. Allison’ın, Blair ve Gabe çifti ile olan iletişimi ilerledikçe çözülen bir hikâye ortaya çıkıyor. Bu noktadan sonra kamera önü ve arkası arasındaki ayrım da yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Böylelikle karakterin başka bir karakteri canlandırdığı, film içinde filmin yer aldığı, çok katmanlı bir yapıyla karşılaşıyoruz. Tüm bu kırılmalar, çeşitli zıtlıklar arasındaki çekişmelerin işlendiği derinlikli bir anlatı oluşturuyor.
Yönetmen Monroe Lizbon üzerine siyah-beyaz bir sessiz film çekmeyi dener, ancak başarısız olur; arkadaşı olan ses mühendisi Phillip Winter’den yardım ister. Ancak Phillip yardımda geç kalır; geldiğinde başlanıp yarım kalmış bir filmle karşılaşır. Monroe ortadan kaybolmuştur.