Marie-José Nat
Elise Le Tellier
Mohamed Chouikh
Arezki
Bernadette Lafont
Anna
Jean-Pierre Bisson
Lucien Le Tellier
Catherine Allégret
Didi
Mustapha Chadli
Mustapha
Alice Reichen
La grand-mère
Martine Chevallier
Marie-Louise
Jean-Pierre Darras
Le commissaire
Yves Barsacq
Un policier
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemez ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürer. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması hayatını değiştirecektir. Christy sol ayağını kendine verilmiş bir şans olarak görür ve azmin de yardımıyla hastalığının etkilerini yenmeye çalışır. Bu çalışmanın sonucunda ise sakat vücudunun içinde gizli olan zeka ve yazma yeteneği ortaya çıkacaktır.
Bill Gillespie, Güney Amerikada küçük bir kasabada polis şefidir. Sonradan bölgenin şerifi konumuna gelir. Bill, suç olaylarını çözmeye ve suçluları yakalamaya çalıştıkça bir takım hileli küçük-kasaba politiklerini de kullanmak zorundadır. Bu süreçte dedektif Virgil Tibbs ve polis yüzbaşısı Bubba Skinner’dan destek almaktadır. Irk meselesine dair gerilim bölgede artmaktadır. Film Rod Steiger’a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar getirmiştir. Ayrıca film 1967’de yılın en iyi uyarlama senaryo, en iyi kurgu ve en iyi ses dallarında ödül sahibi olmuştur.
Peter, kendisini terkeden karısına özlem duymak dışında, hayatında herşeyi yolunda giden, kendi halinde bir avukattır. Hayatına azıcık heyecan katmak için internette tanıştığı bir kadınla chat yapmaya başlar. Kadın da kendisi gibi bir avukat olmakla birlikte, benzer bir yaşam sürdürmektedir. Peter zamanla, özel bir bağ geliştirdiği kadını merak etmeye başlar. Hiç ummadığı bir anda kapısı çalacak ve onu karşısında görecektir. Fakat, yazıştığı kadın bir avukat değil, uzun bir süredir hapishaneden bulunan ve kendisini görmek için çıkıp gelen oldukça 'farklı' bir kadındır. Ve üstelik fena halde Peter’ın yardımına ihtiyacı vardır...
Paris’in gettolarında hararetli saatler yaşanmaktadır. Grup halinde dolaşan yerel gençlerle, çevreyi kuşatan polisler arasında nefret dolu bakışlardan oluşan bir gerilim vardır. Mahallenin gençlerinden Abdel, polis soruşturması sırasında dövüldüğü için hastanede ölüm döşeğinde yatmaktadır. Arkadaşı Vinz ise, Abdel’in ölmesi durumunda bir polis vurmaya ant içer.
Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.
13 yaşındaki Lili’nin annesi ve babası ayrı yaşamaktadır. Annesinin bir seyahate çıkması üzerine, Lili köpeği Hagen ile babasının evine yerleşir. Ancak Macaristan’da yeni çıkan bir yasa gereği melez köpeklerin sahipleri tarafından evde beslenmesi zorlaşmıştır. Lili’nin babası Hagen’i istemez ve onu sokağa atar. Artık Hagen için hiçbir şey eskisi gibi değildir; diğer köpeklerle birlikte insanlara savaş açar.
Kavga eden iki mahkûm, başka bir hapishaneye gönderilirler. Bindikleri araç yolda kaza geçirince kaçarlar, ancak onları birbirlerine bağlayan zincirlerden kurtulmaları kolay olmayacaktır...
Genç Pakistanlı Omar, Londra’da alkolik ve içine kapanık babasıyla yaşar. Amcası ona önce oto yıkamada iş verir, ardından eski bir çamaşırhaneyi işletmesi için fırsat tanır. Omar, eski okul arkadaşı Johnny ile yeniden karşılaşır. Irkçı bir grupla ilişkisi olan Johnny, artık geçmişini geride bırakmış ve Omar’a yardım etmeye başlamıştır. Birlikte çamaşırhaneyi yenileyip işler hale getirirler. Johnny’nin eski arkadaşları dükkâna zarar verse de, ikili yılmadan işlerini sürdürür.
1500’lerin Venedik’inde, genç Bassanio güzeller güzeli Portia’nın kalbine giden yolu fethetmeye kararlıdır. Ama talibi çok olan bu genç hanımı elde etmek için çıkacağı yolculukta ona para lazımdır. Bunun üzerine tacir dostu Antonio’ya gider. Oysa iyi niyetli adam tüm parasını seyahatteki gemilerine bağlanmıştır. Dostuna yardım etmeye kararlı olan Antonio, faizsiz borç verdiği için nefretini kazanmış olduğu Yahudi tefeci Shylock’a başvurmak zorunda kalır. İntikam vaktinin geldiğini anlayan Shylock belki de hayatında ilk kez faiz işletmeden borç vermeyi kabul eder ama eğer parayı zamanında geri alamazsa her gecikme için Antonio’nun etinden bir parça almak üzere anlaşır.