Patrick Floersheim
Narrator (voice)
Jonathan Brent
Self - Historian
Josef Stalin
Self (archive footage)
Вячеслав Молотов
Natalya Rapoport
Self - Daughter of doctor Yacov Rapoport
Gennady Kostyrchenko
Yakov Etinguer
Self - Son of doctor Yakov Etinguer
Nikita Petrov
Лаврентий Берия
Георгий Маленков
Igor Prelin
Self - Former KGB colonel
Solomon Mikhoels
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Soğuk Savaş döneminde, Sovyet denizaltısı K-19'un başına katı disiplinli Kaptan Vostrikov (Harrison Ford) getirilir. Eski kaptan Polenin (Liam Neeson) uyarılarını dinlemeyen Vostrikov, ABD yakınlarında nükleer reaktör arızasına yol açar. Mürettebat, ölümcül radyasyon altında tamirat yaparken, Vostrikov NATO'dan yardım almayı reddeder. 8 kişinin fedakarlığıyla felaket önlenir, ancak Vostrikov itibarını kaybeder. Film, Sovyet sisteminin baskıcılığını ve bireysel kahramanlıkları vurgular. Ford'un sert komutan portresi ve gerçek olaylara dayanan gerilim dolu sahneler dikkat çeker. Denizaltı klostrofobisi ile siyasi gerilimin harmanlandığı bu yapım, Soğuk Savaş'ın risklerini gözler önüne serer.
26 kasım 1956’da, Fidel Castro 80 isyancıyla birlikte Küba’ya yelken açar. Bu isyancılardan biri, Castro’yla, Fulgencio Batista’nın yozlaşmış diktatörlüğünü sona erdirmek gibi ortak bir amacı paylaşan Arjantinli doktor Ernesto “Che” Guevera’dan başkası değildir. Che gerilla savaş tarzını çabuk kapar ve vazgeçilmez bir savaşçı olduğunu kanıtlar. Kendini mücadeleye adamasıyla yoldaşları ve Küba halkı tarafından bağırlarına basılır. 'The Argentine', Che’nin Küba devriminde doktorluktan devrimci kahramanlığa yükselişini anlatıyor.
Andrew Lloyd Webber ve Tim Rice'ın çok sevilen sahne müzikalinden uyarlanan görkemli bir müzikal drama. Alan Parker'ın yönettiği filmde de öykü, Madonna'nın canlandırdığı Eva Duarte evini terkedip Latin şarkıcı Agustin Magaldi ile birlikte Buenos Aires'e gelir ve burada zaman zarfında Juan Peron'un karısı ve Arjantin halkının da kahramanı olur.
Bir sanatçı, değerli bir tabloyu Nazi'lere satmakla suçlanıyor, ama hikayenin göründüğünden daha fazlası var. İnsanların zihinlerinde canlanan birçok soru var; Acaba gerçekten böyle bir şey yaptı mı? Neden böyle bir şey yapardı? Bu tablo neden bu kadar değerli? Bu soruların cevapları, hikayenin içinde gizli. Kim bilir, belki de sanatçı aslında sadece bir kahramandır ve tabloyu Nazi'lerden saklamak için satmak zorunda kalmıştır. Ya da belki de sanatçının kendisi de Nazi düşüncelerini benimsemiştir ve tabloyu satmak için sadece para kazanmak istemiştir. Her iki senaryoda da, hikayenin arkasındaki gerçekleri öğrenmek için daha fazla araştırma yapmak gerekiyor. Ancak, her durumda, bu hikaye sanat, tarih ve insanın doğasına dair birçok derin düşünceleri de beraberinde getiriyor.
Hem koyu bir Hristiyan, hem de bir SS subayı olan Gerstein sözde fabrika atıklarının arıtımı için orduya temin ettiği Zyklon B gazının Doğu Avrupa sınırındaki kamplarda toplu katliamlar için kullanıldığını öğrenir. Koyu Hıristiyan yanı onu harekete geçirir, ama içinde olduğu belli bir kafa yapısını temsil eden üniforma, Gerstein’in önünü tıkar. Gavras’ın filme kattığı karakter papaz Riccardo ona yardım etmeye çalıştığında kendi üstündeki üniformanın da başka açmazlar getirdiğini fark edecektir.