田中邦衛
吉岡秀隆
中嶋朋子
地井武男
岩城滉一
美保純
横山めぐみ
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Jack Campbell hırslı, zengin, bekar, bağımsız ve başarılı bir iş adamıdır. Hayatta her istediğini elde etmiştir. Bir Noel gecesi gelişen garip olayların ardından kendini alternatif bir gerçeklikte bulur.
New York'ta bir üniversitede okumakta olan gençlerin arasındaki aşk, ayrılık, barışma ve yeniden romantizm havasına girmeleri üzerine işlenmiş bir romantik komedi. Universitenin ikinici sınıfında okuyan Al Connelly, üniversiteye henüz başlamış Imogen ile tanışınca işte hayallerimdeki kız demiş ve bu ikili arasında çok güzel bir romantizm yaşanmaya başlamıştır. Bu İnanılmaz aşk hikayesi, diğerlerinde olduğu gibi, bir şarkı seçmişler, birlikte pasta yemişler ve hatta geceyi bile birlikte geçirmişlerdir. Ancak Imogen'in eski korkuları yüzünden Al'dan uzaklaşmış ve kendi yollarına gitmişlerdir. Al ondan ayrılmak istememektedir ve ayrılmamak için her türlü yolu dener ama başarılı olamaz. Artık onu unutmak zorundadır ve bunu yapmak için de çok uğraşması gerekecektir.
80'lerin genç oyuncuları Molly Ringwald (Sixteen Candles, The Breakfast Club) ve Andrew McCarthy (St.Elmo's Fire) John Hughes (Ferris Bueller's Day Off)'ın yazmış olduğu bu aşk hikayesiyle bir araya geliyorlar. Kız ve oğlan şehrin farklı yakalarından gelen lise öğrencileridir. Ancak aşklarının filizlenmesiyle romantizm yerini yavaş yavaş hayatın gerçeklerine bırakmaya başlar. Güzel müzikleri eşliğinde Pretty In Pink'in acı-tatlı hikayesinde Harry Dean Stanton, Jon Cryer, James Spader ve Annie Potts'u da izliyoruz.
Floriane yüzme takımı üyesi, alımlı, sarışın ve mükemmel vücutlu bir kız. Küçük ve erkeksi olan Marie içe dönük ve utangaç. Gözlemlemeyi sevenlerden. Anne’in ise kilo problemi var ve biraz dertli ama aynı zamanda lafını esirgemeyen ve dışa dönük bir tip. Anne, gözleri Floriane’dan başkasını görmeyen bir erkek yüzücüye “abayı yakmış”. Bu üç kızın arasındaki ilişki, duyguların yüzme havuzunun ışıltılı ve kuralcı ortamından soyunma odalarının ve yatak odalarının kişisel alanına geçip, arzunun ve kıskançlığın karanlık dehlizlerinde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte farklı bir boyut alır. Yetişkinliğe has özel hayat çelişkileri, kamuya açılıp ergenliğin güvenli dünyasını istila edince ayarlar bozulur… Paris’in hemen dışındaki bir banliyöde geçen Nilüferler senkronize yüzme dünyasından gelen birbirinden çok farklı üç kızın içinden geçtikleri duygusal aşamaları takip eden bir film