Ulrich Matthes
René
Marie-Lou Sellem
Laura
Floriane Daniel
Rebecca
Heino Ferch
Marco Mullier
Josef Bierbichler
Theo
Laura Tonke
Nina
Sophia Dirscherl
Marita
Sebastian Schipper
Otto
Saskia Vester
Anna
Werner Schnitzer
Chefarzt
Simon Donatz
Theos Sohn
Jakob Donatz
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.
Sırtını yüksek kayalıklara dayamış, yüzünü yüce bir denize dönmüş, etekleri zeytinliklerle süslü küçük fakir bir köy. Köyün sakinleri sert bir coğrafyayla başa çıkmak için uğraş veren, sade ve çalışkan insanlardır. Zaman her gün ezan sesiyle beş ayrı vakte bölünür. İnsana özgü bütün olaylar her gün bu beş vakit dilimi içinde yaşanır. Yetişkinler büyüklerinden gördüklerini çocukları üzerinde devam ettirirler. Sevgilerini beceriksizce gösterip, dayağı cennetten çıkma sayarlar. Babalar daima oğullarından birini ötekine üstün tutar. Anneler kızlarına acımasızca buyurur. Çocukluktan gençliğe geçen, 12-13 yaşlarında üç çocuk Ömer, Yakup ve Yıldız bu beş vakitli filmde, köy sakinleri arasında öne çıkar. Beş vakit geçer ve çocuklar bu küçük köyde öfkeyle suçluluk arasında gidip gelerek, ağır ağır büyürler.
Californialı sahtekar politikacılar tetikçileri aracılığıyla Los Angeleslı dedektif Mason Storm'u vurup sonra da ölüme terkettiler. Fakat çok yakında Mason'u öldürmenin ne kadar zor olduğunu anlayacaklar. Steven Seagal bu filmle, Nico: Above The Law filmindeki başarısını ikiye katladı. Mason, yedi yıl boyunca koma-bakım ünitesinde kalmıştı. Şimdi Mason bir tek şey için geliyor: Öç almak. Komada kaldığı süre içerisinde bir hemşireden (Kelly LeBrock) destek alan Mason, öcünü almak için kolları sıvar.
Usta yönetmen Barbet Schroeder filminde Hollywood'un iki star oyuncusu Michael Keaton ve Andy Garcia'yı biraraya getiriyor. San Francisco'lu polis Frank Connor (Andy Garcia), ölümcül hasta oğlu için uygun bir kemik nakli arayışında. Birçok cinayet işlemiş olan Peter McCabe (Michael Keaton) için ise hastaneye girmeyi başarmak, özgürlüğüne kavuşması için çok önemli. McCabe'in kaçmasıyla, tüm hastane bir savaş alanına dönüyor ve Connor ironik bir şekilde, cani kaçağı korumak zorunda kalıyor. Bunun, oğlununun kurtulabilmesi için tek yol olduğunu bilen polis Connor için her şey daha da karmaşıklaşıyor.
Alex yolda giderken arabasına aldığı otostopçu Vivienne ile bir kaza geçirir. Vivienne’in ölümü nedeniyle kendini suçlu hisseden Alex, Vivienne’in annesi Linda'yı ziyaret etmeye karar verir. Fakat Linda'nın otistik olduğunu görünce, cenaze işlemlerinde yardımcı olması gerektiğini düşünerek onunla kalır. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan Linda’nın dünyasını anlamak güçtür... Bu arada Alex, Linda’Nın komşusu Maggie ile bir ilişki yaşamaya başlamıştır. Ancak geçmişi ile ilgili kabullenmekten kaçtığı bazı gerçekler su yüzüne çıkmaya başladıkça içinde biriktirdiği acı ve kızgınlıklarla yüzleşmek zorunda kalır.