Milan Kňažko
Cpt. Ján Nálepka
Michal Dočolomanský
Brauniss
Oldo Hlaváček
Martin
Anton Mrvečka
Ivan Rajniak
Jozef Majerčík
Jozef Budský
Juraj Sarvaš
Bronislav Križan
Mikuláš Huba
František Desset
Anton Ulický
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
2. Dünya Savaşı'ndan tüyler ürpertici, gerçek bir hikaye... İngiliz denizciler, 2. Dünya Savaşı'nda bir alman savaş gemisinin peşine düşerler. Gemiyi bulmaları ve yok etmeleri gerekmektedir.
1930'lu ve 40'lı yıllarda geçen hikayede Guy (Stuard Townsend), Cambridge'te burslu okuyan İrlandalı bir gençtir. Henüz on sekiz yaşında genç bir adam olan Guy, bir gün aniden odasına giren yarı Amerikalı yarı Franzsız bir genç kıza, Gilda'ya (Charlize Theron) aşık olur. Varlıklı bir ailenin kızı olan ve hayatını bu zenginliğin getirdiği rahatlıkla sürdüren Gilda ve Guy arasında, yıllar boyu sürecek ve bazılarının felaketini hazırlayacak bir aşk başlar. Okul bittikten sonra Guy ve Gilda, Paris'te Gilda'nın İspanyol göçmeni arkadaşı Mia (Penelope CRUZ) ile aynı evi paylaşmaya başlarlar. Ancak 2. Dünya Savaşı kapının eşiğindedir. Guy ve Mia direnişçilere katılıp faşizme karşı savaşmaya karar verirler ve onlardan çok farklı bir hayat tarzı benimseyen Gilda'yı bırakarak giderler. Savaş esnasında Mia ölür ve Guy Gilda'yla tekrar görüşemeyince İngiltere'ye döner. Bir süre sonra İngiliz istihbarat subayı olarak yeniden Paris'e gelen Guy, Gilda'yı Alman subaylarla birlikte görür.
Joy Mangano henüz küçüklüğünden itibaren hayal gücü çok gelişmiş olan, yeni icatlar üretme peşinde bir kadındır. Hayatında ve ailesinde yaşadığı zorluklara rağmen üretkenliğini hiç yitirmez; günlük yaşamda pratik konulara dair elinden her türlü iş gelir. Bu arada boşandığı eşi, sorunlu annesi, ilgi isteyen iki küçük çocuğu ve yarı belalı babasıyla "normal" bir hayat sürdürmeye çalışır. Fakat bir gün her şey canına tak eder ve Joy yarım bıraktığı hayallerinin bir ucundan tutmak için yeniden kolları sıvar. Attığı bu adım, bütün hayatını tamamen değiştirecektir.
Ünlü beyzbol oyuncusu Lou Gehrig'in kariyeri ve hayat hikayesini anlatan bir yapım. Gehrig’in yaşamından uyarlanan The Pride Of Yankees, Amerikan erkeği açısından "duygusal sinema" dendiğinde ilk akla gelen filmlerden biridir. Gary Cooper’ın kariyerinin en başarılı performanslarından biri ile Gehrig’i canlandırdığı film, Gehrig’in konuşmasını Cooper’ın ağzından aktararak yürek burktuğu kadar, gururlandıran muazzam bir final de sunmaktadır...
Hikaye, İkinci Dünya Savaşı'nın son yılında Birleşik Devletler Ordusuna hazırlanan ve temel eğitim için Biloxi, Mississippi'ye gönderilen 20 yaşındaki Brooklynli Yahudi bir Yahudi olan Eugene Morris Jerome'a odaklanıyor . Oradayken, hayatın her kesiminden diğer askerlerle başa çıkmayı öğrenir, aşık olur ve bekaretini ideal olmayan koşullarda kaybeder, tüm bunlar eksantrik bir tatbikat eğitmeniyle uğraşmak zorunda kalır.
2. Dünya Savaşı'nda önemli bir yeri olan Scheldt Muharebesi sırasında bir planör pilotu, bir Nazi askeri ve gönülsüz bir Direniş askerinin hayatı trajik şekilde kesişir.