Khoshim Arslonov
Zarif Saidazimov (chief pilot)
Umid Iskandarov
Botir Makhmudov (co-pilot)
Oleg Galahov
Fyodor Denisov (pilot)
Khurshid Tuhtayev
Rashid Nizomov (pilot)
Lola Eltayeva
Nigora Yusupova (flight attendant)
Bahora Arslonova
Aziza (stewardess)
Nigina Anarbayeva
Sevara (stewardess)
Erkin Bozorov
Jahongir
Farhod Abdullayev
Farhod
Shokhrullo Abdullaev
Shoxrux
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Rio de Janeiro’dayız. Hayat güzel, insanlar plajda keyif yapıyor ve her şey çok rahat, hoş, sakin. Ancak, yıl 1971 ve Brezilya askeri diktatörlüğün git gide sıkılaşan pençesinde eziliyor. O gün, eski milletvekili Rubens Paiva ordu tarafından gözaltına alınır, karısı Eunice de daha sonra tutuklanır. Eunice günler sonra serbest bırakılır, ancak Rubens ortadan kaybolmuştur. Beş çocuğuyla ortada kalan Eunice, ailesinin paramparça oluşuyla hem aktivist hem de bir avukat ve kahraman olarak hayatını ve kendini baştan yaratmak zorunda kalır.
Norman (Normandiya'da yaşayan Frenk ve İskandinav kökenli halk) şövalyesi Jean de Carrouges ve Norman beyi Jacques le Gris eskiden çok yakın arkadaşlardır. Carrouges savaşa gider ve döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi değildir. Le Gris, Carrouges'in karısına tecavüz etmek suçundan yargılanıyordur. Ancak kimse Margerite'e inanmaz. Bunun üzerine asker, karara itiraz etmek üzere Fransa kralına kadar gider. Hakim açısından ise Le Gris avantajlı konumdadır. Mahkemenin yeni kararına göre iki adam düello yapacak ve bu düellonun sonucunca biri ölecektir. Hayatta kalan kişi Tanrı'nın isteğini yerine getirmiş olacak ve eğer ki Le Gris hayatta kalırsa da aklanacaktır. Ayrıca eğer ki Carrouges kaybederse karısı ceza olarak bir kazığa bağlanarak yakılacaktır.
László Nemes, Oscar ödüllü ilk filmi Saul'un Oğlu ve Günbatımı’ndan altı yıl sonra yeniden tarihten bir hikâyeyi beyazperdeye aktarıyor. Savaş ve isyan sonrası yaralarını sarmaya çalışan bir ülkenin portresini duygusal bir büyüme öyküsüyle birlikte çizen film 1957 yılında, komünist rejime karşı başarısız olan ayaklanmanın hemen ardından Budapeşte'de geçiyor. Annesinin ölen babası hakkında anlattığı kahramanlık hikayeleriyle büyüyen küçük Yahudi oğlan Andor'un dünyası, gerçek babası olduğunu iddia eden kaba saba bir adamın birdenbire eve gelişiyle altüst oluyor. Yönetmenin kendi aile geçmişinden esinlenerek geliştirdiği ve 35mm filme çekilerek olağanüstü bir atmosfer yaratan Yetim, eylül ayında Venedik'te ana yarışmada dünya prömiyerini yaptı ve Macaristan’ın Oscar adayı oldu.