Denise Coward
Valerie Wells
Frank Runyeon
Detective Marty Lowery
Jamie Tirelli
Willie
Robert Trumbull
Herbert
Steve Wise
Bruce Ryan
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Kocası öldürülen ve katiller tarafından tecavüze uğrayan Hannie Caulder (Raquel Welch) intikam için yollara düşer. Bir ödül avcısından silah kullanmanın inceliklerini öğrenmeye başlar.
17 yaşındaki Mari ve arkadaşı Phyllis, hayranı oldukları bir grubun konserine gitmek üzere yola çıkarlar. Fakat bu yolculuk, hayatlarının son ve en trajik yolculuğu olacaktır. Bir grup katil tarafından yolları kesilen kızlar, bütün bir gece işkence ve her türlü şiddete maruz kalarak öldürülürler. Kızları öldürdükten sonra kaçarken bir eve sığınan katiller, kendileri için de sonun başlangıcına geldiklerinden habersizdirler. Sığındıkları evin sahipleri, Marinin anne ve babasıdır. Kızlarının başına gelen felaketten habersiz olan anne ve baba, evlerine sığınan gençlerin işledikleri korkunç cinayetin farkına vardıkları anda, dehşet saçan bir intikam planının uygulayıcısı olacaklardır.
Collingwood ailesi tatil için bir dağ evine giderler. Ailenin kızı Mari, orada Paige ile arkadaş olur. Fakat bir çete tarafından iki arkadaş kaçırılır ve Mari ellerinden kurtulmaya çalışırken vurulur. Çete üyeleri kendilerine sığınacak bir ev ararken tesadüfen Mari'nin ailesinin evini bulur. Herşey ortaya çıktığında failler kurban durumuna düşecektir. The Last House On The Left, 1972 tarihli, Wes Craven imzalı kült korku filminin yeniden yapımı.
Süperstar Linda Blair, yalnızca kadınları kabul eden bir sokak çetesi olan "Satins"'in lideri Brenda'yı oynuyor. Bu çete, erkeklerden oluşan "Scars" çetesiyle sürekli olarak saygınlık ve eşitlik mücadelesi içindedir. Durum, Brenda'nın sağır ve dilsiz kız kardeşinin tecavüze uğramasıyla dramatik bir hal alır. Kadınlar, bu vahşi suçu birlikte çözmek ister çünkü komada olan kız kardeş polise yardımcı olamaz. Elde ettikleri tüm ipuçları, "Scars" çetesini işaret etmektedir. Brenda, dehşet ve öfkeyle doludur. "Scars" üyelerinin hak ettikleri cezayı alana kadar durmayacağına yemin eder...
Paul Kersey (Charles Bronson), Los Angeles'a taşındıktan sonra sakin bir hayat sürmeye çalışmaktadır. Ancak, geçmişin gölgesi onu bir kez daha bulur. Evine giren bir grup suçlu, Paul'un kızını öldürür ve ev arkadaşına tecavüz eder. Bu trajedi, Paul'u bir kez daha adaleti kendi elleriyle sağlamaya iteler. Polisin suçluları yakalamakta yetersiz kalması üzerine, Paul Kersey silahlarını kuşanır ve Los Angeles'ın tehlikeli sokaklarında suçlulara karşı acımasız bir savaş başlatır. Her bir suçlu, Paul'un intikam listesinde yerini alır ve Paul, adaleti sağlamak için her türlü riski göze alır.
Kişisel adalet savaşı veren Paul Kersey'nin hikayesini anlatıyor. Başarılı bir travma cerrahı olan Paul, kendini diğer insanların hayatını kurtarmaya adamıştır. Stresli işi dışında ise sevgi dolu bir aile babasıdır. Fakat bu düzen bir trajedi ile değişir. Evine düzenlenen saldırı sonrası eşi ölür, kızı ise komada yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu olaydan sonra Paul, mesleki yeteneğini kullanarak bambaşka bir insana dönüşür. Ne pahasına olursa olsun intikamını almaya kararlıdır.
New York’un tehlikeli sokaklarında, sessiz ve utangaç bir terzi olan Thana (Zoë Tami-Lund), bir gecede iki vahşi saldırıya uğrar. İlk önce bir soyguncu, ardından bir sokak çetesi tarafından tecavüze uğrayan Thana, travmayla sessizliğini kırar ve eline bir 45’lik tabanca geçirir. Artık kurban değil, avcıdır! Şehrin karanlık köşelerinde erkekleri tek tek avlamaya başlayan Thana, masumiyetten intikam meleğine dönüşür. Ancak öfkesi ve cinayetleri kontrolden çıkar, masum ile suçlu arasındaki çizgi bulanıklaşır.
Clyde Shelton evine yapılan bir soygun girişimi sırasında eşini ve kızını kaybeden dürüst bir aile babasıdır. Katiller yakalandığında davaya Philadelphia'da başarılı bir savcı olan Nick Rice atanır. Nick, zanlılardan birine, suç ortağının aleyhinde ifade vermesine karşılık hafif bir ceza önerir. Aradan on yıl geçer. Hafif cezayla kurtulmuş olan katil ölü bulunur ve Clyde Shelton soğukkanlılıkla suçu işlediğini itiraf eder. Sonra Nick'e bir ültimatom verir: Nick kusurlu adalet sistemini düzeltmediği takdirde Shelton'ın eşinin ve karısının cinayet davasında yer alan kilit isimler ölecektir. Çok geçmeden, Shelton tehditlerini yerine getirmeye başlar ve hapisteki hücresinden ne öngörülmesi ne de önlenmesi mümkün olan görkemli ve acımasız bir dizi suikast organize eder. Philadelphia'nın önde gelen isimleri Shelton tarafından birer birer öldürülürken yetkililer bu terör dalgasına son veremedikleri için şehirde korku hüküm sürmeye başlar. Cinayetleri durdurabilecek tek kişi Nick'tir.
19 yaşındaki Eliane, 1976 baharında Almanya doğumlu annesi ve kötürüm babası ile birlikte Pin-Pon lakaplı bir itfaiyecinin yaşadığı kasabaya taşınırlar. Eliane'i tüm kasabanın dikkatini çeker. Bir süre sonra Pin-Pon'la tanışır ve onunla çıkmaya başlar, evine taşınır, bebek elbiseleri bakar ve düğününü planlar... Fakat bu aşk bir çeşit komplo mudur? Pin-Pon'un annesine ve teyzesine 1955 Kasım gecesi getirilen ahırdaki piyanoyu kimin gönderdiğini sorar. Fakat neden bilmek istiyordur?