Patricia Adriani
Psyché
Udo Kier
Nárcisz
Cserhalmi György
Maximilian Freiherr von Zedlitz
Ágnes Horváth
Ilse
Éva Tóth
Klára Rhédey
Ujlaky Dénes
Kosztolányi
Derzsi János
Zoltán Lovászi
János Pilinszky
Kazinczy Ferenc
Gyula Hornyanszky
Nagybácsi
Ferdinand Kosztolányi
Gera Zoltán
Orpheum director
Miklós Erdély
Professor Eberhardt
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Milan adında bir adam, küçük bir Fransız köyünde trenden iner. Kasabanın bankasını soyacağı günü beklerken, M. Manesquier adında emekli bir şiir öğretmeniyle karşılaşır. İki adam arasında tuhaf bir dostluk filizlenir ve her biri diğerinin hayatına özenerek, hiç yürümedikleri yolları ve olasılıkları keşfe çıkarlar.
Muhteşem doğa manzaralarıyla bezeli bu romantik film, 1818 yılında, Londra'nın hemen dışında geçiyor. Henüz 23 yaşındaki şair Keats, genç komşuları, moda öğrencisi Fanny Brawne ile gözlerden ırak bir ilişkiye girer. Birbirlerine bağlılıkları güçlenir, aşkları alevlenirken bazı engelleri aşmaları gerekir: Fanny'nin annesi, Keats'in en yakın arkadaşı Brown ve genç şairin amansız hastalığı.
Nâzım Hikmet‘in hayatı ile onu örnek almış ve tıpkı onun gibi hayatının bir dönemini Moskova’da geçirmiş Ahmet Ümit‘in hikâyesi Merhaba Güzel Vatanım drama belgeselinin konusu. İki yazarın gerçek hayat hikayelerinden yola çıkarak, Nâzım Hikmet’in Moskova’ya uzanan yolculuğunun, Ahmet Ümit’in fırtınalı hayatı ve 1980’li yıllarda Moskova’ya gidişi üzerindeki etkileri anlatılıyor. Türkiye tarihinden önemli kesitlerin de yer aldığı filmde, yazarların zorlu serüvenlerinin en dramatik yanları gösterilirken, sanat ve edebiyatın kurtarıcı gücü vurgulanıyor. Hayat kısa, sanat uzun sloganını benimseyen film, iki genç insanın, yaşadıkları çağın etkisiyle nasıl birer edebiyatçıya dönüştüklerini irdeliyor.
1922'de Madrid göreneksel değerlerin, caz, Freud ve yenilikçiliğin tehlikeli etkileri arasında bir meydan okuma savaşı.Salvador Dali, büyük bir sanatçı olma tutkusuyla 18 yaşında üniversiteye girmiştir.Onun utangaçlığının ve şahlanmış göstermeciliğinin garip harmanı, üniversitede sosyal tabakadan iki kişinin dikkatini çekmiştir; Federico García Lorca ve Luis Buñuel.Film bu üçlünün gençlik dönemlerini, dostluklarını, farklı yönden ilişkilerini ve kendi dallarında bir ressam, bir şair ve bir yönetmen olarak yükselişlerini konu almaktadır.