Barbro Kollberg
Maggi
Birger Malmsten
David
Gösta Cederlund
Man with Umbrella
Ludde Gentzel
Per Håkansson
Douglas Håge
Anderson, Gardener
Hjördis Petterson
Mrs. Anderson
Benkt-Åke Benktsson
Prosecutor
Sture Ericson
Kängsnöret
Ulf Johansson
Stålvispen
Julia Cæsar
Mrs. Ledin
Gunnar Björnstrand
Mr. Purman
Erik Rosén
Judge
Veri kaynağı: TMDB / JustWatch · Bölge: Türkiye
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Eski bir İngiliz mahkum Dave Wilson kızının öcünü almak için Los Angeles'a gelir. Los Angeles'ın en sıkı suçlularıyla büyük bir savaşa girer. Bu öyle bir savaştır ki Los Angeles'da yaşayan herkes Limey'nin adını duyacaktır...
Albay Terry Childers ülkesi için Vietnam'da, Beyrut'ta ve Çöl Fırtınası harekatlarına katılıp savaşmış olan 30 yıllık bir ordu mensubudur. Yemen'de bir kurtarma operasyonunda 80'den fazla sivil insan askerlerle göstericiler arasındaki çıkan çatışma sonrası öldürülür. Dolayısıyla Albay Childers operasyonun sorumlusu olarak ülkesi tarafından mahkemeye çıkarılır. Açılan davada silahsız sivilleri silah şiddet uygulayarak öldürdüğü gerekçesiyle, görev kurallarını çiğnemek suçuyla yargılanmaktadır. Avukatı olarak asker arkadaşı Albay Hayes Hodges'ı seçer. Ordunun en iyi avukatlarından sayılmaz, fakat Childers'a bir hayat borcu var. Ayrıca ateş altındayken ölüm riskiyle karşılaşmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen biridir. Hodges davayı kabul eder. Yalnız arkadaşının durumunu kuşkulu görür.
Albay William McNamara esir düşmüş ve bir Alman toplama kampına gönderilmiştir. Ama en üs rütbeli Amerikan askeri olduğu için kampdaki diğer Amerika'lıları yönetmekte ve gurur duygusunun çok kolay bir şekilde ayaklar altına alınabildiği bir ortamda askerlerin gururlarını ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bir asker olarak görevini asla aklından çıkarmayan McNamara düşmana geri saldıracağı zamanı beklemektedir. Kampta gerçekleşen bir cinayet riskli planını uygulamaya koyma şansı verir. Yapılacak dava sırasında kampın yöneticisi Albay Visser ve diğer Alman askerlerin meşguliyetinden faydalanarak bir kaçış düzenlemeyi ve yakındaki silah fabrikasını havaya uçurmayı planlamaktadır.
Keskin zeka ve süper esprilerin asla eksik olmadığı bir Chicago berber dükkanına konuk olmaya hazırlanın! Günümüzün en popüler rap yıldızlarından Ice Cube ve Eve'in (ilk filminde) yeraldığı Barbershop, hem tatlı, hayat dolu bir komedi (N.Y. Daily News) hem de cüretkar, duygu dolu bir eğlence! Calvin (Ice Cube) bir girişimci adayıdır ve ailesini berber dükkanını işletmek onun fikirlerinden birisi değildir. Ama dükkanı ani bir kararla güvenilmez ve borç veren birisine sattığında, o zaman mahallenin kalbindeki yerin kendisine de ne kadar çok şey ifade ettiğini, ve onu geri almak için neler yapabileceğini anlar!
Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.
James Stewart, karısına asılan bir barmeni öldürmekle suçlanan subayı (Ben Gazzara) savunan kasaba avukatı rolünde. McCarthy yıllarının kuşku dolu Amerika?sındaki havayı yansıtan, zekice örülmüş, sağlam oyunlarla klasikleşen bir film bu. Preminger, çok sıkıcı olabilecek bir öyküyü anlatırken, yönetmenlik dersi de veriyor.
Amerika'nın en uyduruk havayollarından birinde hava hostesi olan Jackie Brown'ın emekliliği giderek yaklaşmaktadır. Hostesimiz ayın sonunu getirebilmek için silah kaçakçısı Ordell için çalışmaktadır. Polis durumdan haberdardır. Ordell de polisin haberdar olduğundan ve dolayısıyla Jackie'nin hayatının bıçak sırtında olduğundan.Olaylar ortaya çıktığuında Jackie ve Ordell cephelerine yeni yardımcılar katılır ve herkes yarım milyon doların peşine düşer.Yönetmen Tarantino, hayranı olduğu, 70'li yılların kült zenci dizisi "Foxy Brown"ın kadın oyuncusu Palm Grier'e Jackie Brown rolünü vererek tam onikiden vuruyor.
Türkçe'ye çevrilmiş adı "Hırsız" olan bu Michael Mann filminde, son derece yetenekli bir elmas hırsızı olan Frank (James Caan) yasadışı gelirine dikkat çekmemek için araba satıcılığı ve restoran yöneticiliği yapmaktadır. Bir gün bir kadınla kasaba dışında buluşur ve kendini yeni bir işin içinde bulur. Yerel bir çete reisi kendisini birkaç soygun olayı için kiralamıştır. İş tamamlanıp bu yasadışı alışveriş gerçekleştiğinde Frank ve kız arkadaşı güvende olacaktır. Frank çeteden ayrılmayı dener, ama başına gelen kötü olaylar sonrası kaçamayacağını idrak eder.
Film Bruno'nun Berlin'de bir hapishaneden tahliye olma sahneleriyle başlar. Hapishane müdürünün sert nasihatlerinden Bruno'nun bir alkolik olduğunu ve işlemiş olduğu bütün suçların alkolizmden kaynaklandığı anlarız. Müdürün alkolden uzak durması gerektiğiyle ilgili uyarılarını kayıtsızca dinleyen Bruno, dışarı çıkar çıkmaz gördüğü ilk bara dalar. Burada iki kadın satıcısının darp ettiği Eva adlı bir fahişeyi teselli eder ve evine davet eder. Evde onları çok yaşlı komşusu Scheitz karşılar. Bruno'nun yokluğunda evine göz kulak olmuş olan bu ufak tefek eksantrik ihtiyar eski bir bilim adamıdır ve Almanya'daki hayatından bıktığı için Wisconsin'e, bir araba tamircisi Amerikalı yeğeni Clayton'ın yanına göçmeyi planlamaktadır. Bruno ise sokaklarda akordeon çalarak hayatını kazanmaya çalışır. İki kadın satıcısının Eva'nın izini bularak eve gelmeleri ve tacizlerini sürdürmeleri üzerine ihtiyar Scheitz Bruno ve Eva'ya Amerika'ya birlikte gitmelerini önerir.
Kendisini aldatan eşini yakın zamanda kaybeden, orta yaşını geçmiş ve kafası karışık dul bir kadın olan Emily, İngiltere kırsalındaki Hampstead'de yeni bir hayat kurmaya çalışmaktadır. Donald ise müteahhitler ve yatırımcıların baskılarına karşı evini satmamaya kararlı, doğanın içine saklanmış, aykırı bir adamdır. Bir gün tesadüfen evinin penceresinden gördüğü bu özgür adam ve hayatı, hala kocasına kızgın olan ve oğlu dahil kimseyle artık uğraşmak istemeyen Emily'nin ilgisini çeker. Muhteşem doğası ve manzarasıyla İngiltere'nin en ünlü güzelliklerinden Hampstead Heath parkı, Donald ve Emily'nin yatırımcılara karşı giriştikleri mücadeleye ve hiç beklemedikleri anda kapılarını çalan aşklarına ev sahipliği yapacaktır.