波多野結衣
上原亜衣
桜井ちんたろう
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Abisi Eric’in (Dennis Chan) Dünya Kickbox Şampiyonu seçilmesi üzerine Kurt (Jean-Claude Van Damme), onunla birlikte Tayland’a gitmektedir. Eric küstah hareketlerde bulunmakta ve Tayland’ın geleneklerini umursamamaktadır. Tong po (Michel Qissi) ile yapmış olduğu karşılaşmada Eric felç geçirir. Bu durum üzerine Kurt abisinin intikamını almaya karar vermiştir.
"CHAM!" isimli popüler müzik grubunun üyesi olan Mima Kirigoe, yeni bir kariyere adım atmak için şarkıcılığı bırakır ve oyunculuğa başlar. Mima’nın bu kararı hayranlarının bir kısmını rahatsız eder. Oynadığı filmdeki rolden ve dergilere çıplak pozlar vermesinden sonra Me-Mania lakaplı hayranının tacizleriyle Mima'nın kariyeri ve özel yaşamı parçalanmaya başlar. Hayatı iyice çekilmez hale gelen, sürekli rahatsız edilen Mima, bir süre sonra aklını yitirmeye başlayacak ve gerçekle hayal arasındaki ayrımı yapamaz hale gelecektir * Black Swan, komple bu filmden aparılmış adeta * Satoshi Kon zihinlerin ırzına geçmeye devam ediyor * Paprika, Tokyo Godfathers gibi başarılı işlere imza atmış olan Satoshi Kon'un çektiği ilk film olma özelliğini taşıyan Perfect Blue, anime türü içinde en başarılı gerilim filmlerinden biri.
Dedektif Benezet(morgan freeman), St Sebastian karnavalı kutlanırken, iki hafta içinde benzer şekilde öldürülen ikinci çocuk olan 12 yaşındaki bir kız çocuğunun öldürülme olayını soruşturmaktadır. Benezet, avukat Henry Hearst'ı(gene hackman) bu cinayetle ilgili olarak karakola çağırır. 10 dakikalık bir sorgu için polise giden Hearst, sorgulama sırasında bilgi verdikçe, dedektif ondan şüphelenmeye başlar.
Film Henry Lee Lucas adlı bir seri katilin hayatından bir bölümü anlatır. Hapishaneden tanıştıkları ve aynı evi paylaştıkları kendisi gibi psikopat ve uyuşturucu bağımlısı arkadaşı Otis'le birlikte zevk için arka arkaya işledikleri bir dizi cinayet konu edilir. Bu canavarca cinayetleri durmaksızın işlerlerken hiçbir amaçları veya motivasyonları yoktur. Film gerçekte bir seri katil olan ve 2001 yılında cezasını çekmekte olduğu hapishanede ölen Henry Lee Lucas'ın soğukkanlı itiraflarına dayanmaktadır.
ABD 'nin güney eyaletlerinden Georgia ile Güney Carolina'yı birbirinden ayıran Cahulawassee nehri üzerine bir baraj inşa edilmek üzeredir. Kısa bir süre sonra bu nehir ortadan kalkacak yerini de yapay bir baraj gölü alacaktır. Atlanta'lı doğa tutkunu Lewis ve üç şehirli arkadaşı,Ed Bobby ve Drew nehrin doğası sonsuza dek bozulmadan önce son bir kez kano ile nehri boydan boya geçmeyi ve bir çeşit macera yaşamayı planlarlar.Bu hafta sonu tatilinin her zaman golf oynadıkları hafta sonlarından farklı olmasını istemektedirler.Nehir boyunca ormanın derinliklerine doğru ilerledikçe doğanın güzelliği ile ters orantılı olarak yöre insanlarının pek de dost canlısı olmayan davranışları ile karşılaşırlar ve yolculukları bir kabusa dönüşür.
1999 yılında‚ yeni milenyuma geçişin arifesinde‚ batı toplumu yarı anarşik kontrolden çıkmış bir hayat yaşamaktadır. Kendi geçmişinin hayaletlerinden kurtulamayan Los Angeleslı genç bir polis eskisi olan Lenny Nero‚ şimdi artık kısaca klip denilen‚ başkalarının yaşadığı anıların satıldığı karaborsanın simsarlarından biridir. Kaybettiği eski kız arkadaşı Faith ile olan kendi kliplerinin de bağımlısıdır. Los Angeles polisinden iki dedektif‚ Lennynin elinde bulunan bir klibi ele geçirmek için hayatını cehenneme çevirir. Yılbaşı kutlamaları yaklaşırken‚ bu esrarengiz klip Lennyyi umduğundan daha büyük bir komplonun içine itecektir. Kathryn Bigelowun kendi filmografisi adına bu sıradışı sayılabilecek yakın gelecek bilim kurgusu‚ görsel olarak baştan çıkarıcı olmanın yanısıra‚ meraklıları için hafif bir siber punk lezzeti de sunuyor. Tuhaf Günler‚ sürükleyici ve uzun finaliyle de izleyende bir tatmin duygusu bırakmayı biliyor.
Marnie - Hırsız Kız, tipik Hitchcock sarışınlarından biri olan (ve ayrıca Melanie Griffith'in de annesi) Tippi Hedren için özel bir armağan gibidir. Geçmişindeki karanlık olaylar nedeniyle kişilik bozulmasına uğramış ve bu yüzden kleptoman ve de 'frijid' olmuş bir genç kadın... Hedren de bu rolü gayet iyi biçimde oynar: yanı başında kendisine aşık olup onu iyileştirmeye çabalayan, geleceğin Sean Connery olduğu halde.
Askeri diktatörlük ile yönetilen, soğuk savaşın son yıllarının yaşandığı Güney Kore'de halk, sürekli olarak tatbikatlar ve Kuzey Kore tehdidi ile korkutulmakta, rejimin baskısı protestolara ve isyanlara neden olmaktadır. Bu esnada, Seul'e yakın bir kasabada, cinayetler işlenmeye başlanır. Kadınlar bağlanarak öldürülmekte, tecavüze uğramaktadırlar. İlk başlarda, yerel bir dedektif olan Park Doo-Man olayı kendi yöntemleri ile çözmeye çalışır. Olayı çözmekte yetersiz kalınca, Seul'dan mektepli bir dedektif Seo Tae-Yoon da ekibe katılır. Tae-Yoon modern yöntemler ve analizler ile olayı çözmeye çalışırken, cinayetler devam edecek, polis teşkilatı yetersiz kalacak ve kasabada kargaşa artacaktır.
Jackie, işi, yerleştirilen güvenlik kamerası ile bir sokağı gözetlemek olan bir kadındır. Yapılan işteki tüm maksat da, o sokakta yaşayan insanların güvenliliğinin sağlanmasıdır. Her günün bildik rutinliğinin dışında, bir gün monitörde, daha evvel hiç görmediği ve bir daha da muhtemelen hiç görmek istemeyeceği bir adamın görüntüsü beliriverir. Görmezden gelemeyeceği bu adamı izlemek zorundadır. Ama artık kendisinin de, sokağın da hayatı eskisi gibi olmayacaktır.