Isild Le Besco
Joséphine
Nahuel Pérez Biscayart
Timothée
Jérôme Kircher
Capitaine Langlois
Bernard Rouquette
Docteur Hughes
Mathieu Simonet
Paul
Jean-Pierre Gos
Docteur Corvot
Luc Palun
Coudroyer
Jean-Claude Bolle-Reddat
Le procureur
Jean-Marc Stehlé
Le forgeron
Yvette Peyremorte
La femme Coudroyer
Adrien Kauffmann
Cyprien
Valérie Soyez
Marie - la voisine Coudroyer
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Judy Davis’in canlandırdığı Joan Fraser, 1950’lerde fanatik bir komünisttir ve Joseph Stalin’e (F. Murray Abraham) hayrandır. Stalin’e yazdığı mektuplar dikkat çeker ve Moskova’ya davet edilir. Orada Stalin’le bir gece geçirir, Stalin aynı gece ölür ve Joan hamile kalarak Avustralya’ya döner. Çocuğunun babasının Stalin mi yoksa aynı gece birlikte olduğu ajan Nine (David Ogden Stiers) mı olduğundan emin değildir. Joan, oğlu Joe’yu (Richard Roxburgh) devrimci ideallerle yetiştirir, ancak Joe annesinin sol siyasetine isyan eder ve polis sendikası lideri olur, Avustralya’yı 1989’da iç savaşın eşiğine getirir. Mockumentary tarzındaki film, absürt komediyle politik taşlama sunar. Judy Davis’in performansı ve güçlü kadro (Sam Neill, Geoffrey Rush) öne çıkar, ancak yavaş tempo eleştirilmiştir.
Avukat Gerardo ile Paulina mutlu evlilikleri olan bir çiftir. Bir gece Gerardo arabasıyla evine doğru giderken lastiği patlar ve Mirando adında bir doktor kendisine yardım eder. Bu iyilik karşısında Gerardo doktoru evine davet eder. Paulina, doktorla tanışınca kendisine yıllar önce tecavüz eden bu kişiyi sesinden tanır ve ...
Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzurevinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Hapishanedeki hücrelerinden alınan idam mahkumlarının elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına giderken yürüdükleri, bir millik yeşil yolda yaşananlara her defasında tanık olan Edgecomb, ömrü boyu unutamayacağı olaylara tanık olur. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkumu nakleder ama hiç birisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı bir adam olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince, kırılgan ve düşünceli bir yapıya sahip olan Coffey, bazı doğaüstü güçlere sahiptir. Edgecomb'un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile aralarında bir diyalog başlar.
Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...
Askeri diktatörlük ile yönetilen, soğuk savaşın son yıllarının yaşandığı Güney Kore'de halk, sürekli olarak tatbikatlar ve Kuzey Kore tehdidi ile korkutulmakta, rejimin baskısı protestolara ve isyanlara neden olmaktadır. Bu esnada, Seul'e yakın bir kasabada, cinayetler işlenmeye başlanır. Kadınlar bağlanarak öldürülmekte, tecavüze uğramaktadırlar. İlk başlarda, yerel bir dedektif olan Park Doo-Man olayı kendi yöntemleri ile çözmeye çalışır. Olayı çözmekte yetersiz kalınca, Seul'dan mektepli bir dedektif Seo Tae-Yoon da ekibe katılır. Tae-Yoon modern yöntemler ve analizler ile olayı çözmeye çalışırken, cinayetler devam edecek, polis teşkilatı yetersiz kalacak ve kasabada kargaşa artacaktır.
Geceyarısı Ekspresi Alan Parker'ın yönetmenliğini yaptığı İngiliz-Amerika ortak yapımı ve 1978 çıkışlı bir sinema filmidir. 1970'te, Türkiye'de tutuklanıp hapse atılan William Hayes'in gerçek öyküsünden yola çıkılarak yazılmış hikâyeyi anlatmaktadır. Amerikalı genç bir turist olan William Hayes, sevgilisi Susan ile birlikte Türkiye'de tatildedir. Hayes tatil dönüşü arkadaşlarına satıp para kazanmak amacıyla ülkesine dönerken yanında iki kilogram haşhaş götürmeye teşebbüs eder. Vücuduna canlı bomba gibi yerleştirdiği küçük paketler halindeki uyuşturucu uçağa binmek üzereyken yapılan ani bir güvenlik aramasıyla polisler tarafından bulunur ve İstanbul Sağmalcılar Cezaevi'nde tutuklu geçireceği süreç başlar.
Chris Vaughn, özel operasyonlar biriminde görevli bir askerken emekliye ayrılarak kasabasına döner. Kendisine yeni bir yaşam kurmayı hedefleyen Chris, kasabanın çok değiştiğini farkeder. Lise yıllarından arkadaşı olan ve bölgenin en varlıklı insanı olan Jay Hamilton, bir suç ve uyuşturucu krallığı kurmuştur. Kasabalının da desteğiyle şerif seçilen Chris, Hamilton'ın suç operasyonunu durdurmak için hayatını ortaya koyacak ve sert yöntemleriyle mücadeleye başlayacaktır.
Luis Molina ve Valentin Arregui, Güney Amerika'daki bir hapishanede hücre arkadaşıdırlar. Trans bir birey olan Luis, ahlaksız davranışlardan suçlu bulunmuş, Valentin ise siyasi bir mahkûmdur. Luis gerçeklikten kaçmak için romantik filmler icat ederken, Valentin içinde bulunduğu durumu aklından çıkarmamaya çalışır. Birlikte geçirdikleri zaman boyunca iki adam birbirlerini anlamaya ve saygı duymaya başlarlar.
Martijn, iyi beslenemeyen çocuklara yemek sağlayan bir programa katılmak üzere Fas'a gider ve burada teröristlerce kaçırılır.İdealist bir Hollandalı olan Martjin teröristler tarafından kaçırılınca gerilim dolu, sürükleyici bir hikaye başlar. Kendisini kaçıran kişiyle silah zoruyla satranç oynamak zorunda kalan Martijn teröristin amacını öğrenmeye çalışırken sorduğu soruların karşılığını parmaklarıyla ödeyecektir.