Dimitri Andreas
Minos Elias
George Kafkaris
Tassos Phantis
Tamara Hinchco
Girl
Cristos Demetriou
Kypros
Charlotte Selwyn
Waitress
Seraphim Nicola
Rebel
John Brogan
Interrogator
Nana Georgiou
Tassos' Girlfriend
Takis Theophanous
Café Singer
Joanna Farber
Girl in Dream
Philip Haralambous
First Rebel
Haraklia Kleanthous
Old Woman
Türkiye'de yasal platformda bulunamadı
Bu içerik şu an seçili ülkedeki yasal platformlarda listelenmiyor.
Ortalama puan
—(0 oy)
Puan vermek için giriş yap
Yorum yapmak için giriş yap
Henüz yorum yok. İlk sen yaz!
Savaşa medya ve gazeteci açısından bir bakış. Bosna savaşının başladığı günlerde, yani 1992 lerde kente gelerek çeşitli TV kanalları için çekime başlayan uluslararası muhabirlerin öyküsü anlatılıyor. Ön planda iki deneyimli gazeteci, İngiliz Micheal Handerson ve Amerikalı Flynn var. Gündüzleri Sırp ateşi altındaki kentte en tehlikeli noktalara kadar ulaşarak şiddet görüntülerine aç dünya seyircisine ateş, kan ve ölüm anları saptayan, geceleri ise Holiday Inn'in barında şaşkın gözlerle tanık oldukları faciayı unutmaya çalışan gazeteciler. Henderson'un insancıllığı, Flynn'ın haber yaratmaya yönelik gözüpekliği, Flynn'ı eleştiren kadın gazeteci Annie'nin medyanın haber anlayışına öfkesi. Bir Amerikan yardım kuruluşunda çalışan Nina'nın bir grup Bosnalı çocuğu kurtarmak için başlattığı tehlikeli girişim. Ve tüm ingiliz soğukkanlılığı içinde. bir toplama kampındaki çocuklar arasında tanıdığı küçük Emira'ya kanı kaynayan ve onu kurtarmak için çılgın bir serüvene atılan Henderson'un çabası.
Bir zamanlar ABD’nin kanayan yarası olan Kuzey-Güney iç savaşı filmin konusunu oluşturmakta. Dört yıl süren bu iç savaş büyük yıkımlara yol açmış, hatta ABD’nin ikiye bölünmesine ramak kalmıştı. “Rüzgâr Gibi Geçti” filmi bu iç savaşta daha çok cephe gerisindeki güneyli halkın yaşadıklarını anlatmaktayken, “Gettysburg” filmi ise cephedeki olaylara eğiliyor. İç savaşın kaderini belirleyen Gettysburg Savaşı çok kanlı bir savaş olmuş ve her iki taraftan da yaklaşık 50 bin kişi ölmüştü.
Amerikan iç savaşında geçen trajik bir öykü. 19.yüzyıl Amerikasının karmaşık ortamında yaşanan insani dramları, Güney köleciliğini savunan muhafazakarların nefretini ve sıradan yaşamları konu olan Ang Lee'nin yeni filmi aynı zamanda Londra Film Festivali'nin açılış filmi oldu. 'Buz Fırtınası' ve 'Sense and Sensebility' gibi ünlü filmlerin yetenekli yönetmeni Ang Lee'nin imzasını taşıyor.
Yaklaşık 40 yıldır tartıştığımız Türkiye'nin ve dünyanın gündeminden hiç düşmeyen bir konumuz var: Kıbrıs. Yabancılar için Kıbrıs, Türkiye'nin istilası altındaki masum, küçük bir ada olarak bilinir. Geçmişin kanlı olaylarını herkes unuttu. Peki ya biz? Acaba biz biliyor muyuz? Hayır. Özellikle bugün ülkeyi yönetme noktasına gelen genç kuşaklar dahi bu ülkenin Kıbrıs konusunda nerelerden geçtiğini bilmiyorlar. Oysa şimdi Kıbrıs'ta bir yol kavşağına yaklaşıyoruz. Size bu belgeselde Kıbrıs'ın hikayesini anlatacağım. Zaman zaman çok kanlı, zaman zaman çok acıklı bir hikaye bu...